Kış bu, gece bu, küçük aşk-
Bir tür kara atkılı,
Bir kaba saba, sağır dilsiz köylü şeysi,
Bahçe kapımıza yeşil yıldızların yapabildiği
Perdahla çeliklenmiş.
Seni tutuyorum kollarım arasında.
Vakit çok geç.
Donuk çanlar dillendiriyor saati.
Ayna bizi bir mum gücüne yüzdürüyor.
Bu sıvı içinde karşılaşıyoruz seninle, Bu hare misali parlaklık nefes alıyor sanki
Ve gölgelerimizin solmasına göz yumuyor
Ki tekrar üfleyip büyütsün onları, Vahşi devleri duvarda yeniden.
Bir kibrit çakış seni gerçek kılıyor. Mum ilkin alev almam diye tutturuyor-
Fitilini kökünden kesiyor neredeyse Silik mavi işe yaramaz bir şey.
Soluğumu tutuyorum sen gıcırdayıp canlanana kadar,
Yusyuvarlak bostan kirpisi,
Ufacık ve dertli. Sarı bıçağın
Boyu uzuyor. Demirlerine yapışıyorsun.
Şarkı söyleyişim yüzünden kükrüyorsun.
Hint halısı, soğuk zemin üzerinde seni
Kayık gibi sallıyorum, o sırada
Pirinç süslü adam
Elinden geldiğince eğip sırtını diz çöküyor
Beyaz sütununu ağırlaştırıyor, gökyüzünü
Uzakta tutan ışıkla,
Karanın torbası! Bundan her yerde var, sıkı, sımsıkı!
Senindir o, küçük pirinç Atlas-
Kara göl, kara kayık, iki kara, kesik-kâğıttan insan.
Burada su içen kara ağaçlar nereye gider? Gölgeleri Kanada'yı kaplıyor olmalı.
Küçük bir ışık süzülüyor su çiçeklerinden. Acele etmemizi arzu etmiyor yaprakları: Yuvarlak ve yassı ve muğlak öğütlerle dolu.
Kürekten soğuk dünyalar sallanır.
Karanın ruhu içimizde, balıkların içinde.
Bir mania bir elveda kaldırıyor, solgun bir el.
Zambaklar arasında açıyor yıldızlar.
Böylesi ifadesiz sirenler kör etmiyor mu sizi? Bu afallamış ruhların sessizliği.
Buzlukların gülümsemesi beni imha eder. Birtanemin damarlarında da öylesi mavi akıntılar varı
Hanımefendinin yüreği nasıl da mırlar, duyarım.
Dudaklarından & imleri ve yüzde işaretleri Çıkar öpücükler gibi.
Ona göre bugün Pazartesi: Ahlâk değerleri
Oluk oluk sunarlar kendilerini.
Ne yapacağım ben bu çelişkileri?
Beyaz manşetler takmışım, baş eğip selamlıyorum.
Öyleyse aşk bu mu, böyle kör edercesine Uçan çelik iğneden çıkan bu kızıl kumaş? Küçük elbiseler ve paltolar olur ondan,
Bütün bir hanedanı örter.
Bedeni nasıl da açılır kapanır -
Bir İsveç saati, eklem yerleri mücevherli!
Ah yürek, bu ne tertipsizlik!
Yıldızlar ürkünç sayısallar gibi yanıp sönüyor.
ABC diyor, onun gözkapakları.