Ömer Yatağan

Ömer Yatağan
@Vatanpervar
Ölümün olduğu bir dünyada hiçbir şey çok da ciddi değildir. Franz Kafka
Peygamberin hayatı, hakkıyla ve tarafsız bir şekilde incelenecek olursa doğruluk ve temizliği tamamen ortaya çıkar. Hiçbir işinde ikiyüzlülük ve yalan yoktur.
Sayfa 200 - Ötüken·Kitabı okuyor
Reklam
Kızkurusu
Bak bak, bu bizim kız En yeni talibiyle o anlı şanlı nisan Yürüyüşlerinden birinde Kendisini kuşların düzensiz babilinin o Beklenmedik, dayanılmaz darbesine ve yapraktan Çöp yığınına maruz kalmış halde buluvermiş. Bu hayhuydan mustaripken, sevgilisinin El kol sallayışının havayı dengesizleştirişini izlemiş, Oğlanın savruk adımları Çalılar ve çiçeklerin vahşi doğasında başıboş Kız, tarumar çiçek yapraklarına bela okumuş, Bütün mevsim hepten pasaklıymış. Böyle zamanlarda kışı nasıl da özlerdi! - Beyaz siyah düzenin Titiz yalınlığında Buz ve taş, her duygu sınır dahilinde Ve yüreğin donmuş disiplini Kar tanesi gibi tam. Oysa burada - Ahım şahım beş duyusunu O pespaye bulamacın içine Savurmaya yetecek kadar serkeş bir şey gelişiyor Doğmayacak bir ihanet. Bırakın budalalar Tımarhane baharında enayice çark etsinler: Ufaktan uzaklaşıverdi oradan. Sonra evinin etrafına Dikenli telden bir barikat kurup Hain havayı kolaçan etti, Sırf o bozguncu herif içeri girmeyi ümit bile edemesin diye, Küfürle, yumrukla, tehditle, Hatta aşkla bile.
Sayfa 93 - Kırmızı Kedi·Kitabı okudu
Şiir
Şefkat
Evimin etrafında bir şefkat süzülüyor. Dame Şefkat, öyle hoş ki! Yüzüklerinin mavi ve kırmızı taşları Vitrinlerde tütüyor, aynalar Gülücüklerle doluyor. Bir çocuğun ağlaması kadar gerçek başka ne var? Bir tavşanın ağlayışı daha kuduruk olabilir, ama ruhu yoktur. Şeker her şeyin devası olabilir, öyle diyor Şefkat Hanım. Şeker gerekli bir sıvıdır, Kristalleri az biraz lapa. Ah şefkat, şefkat! Parçaları ne de tatlı tatlı toplar! Japon ipeklerim, çaresiz kelebekler, Her an zımbalanabilir, narkozlanabilir. İşte sen de geliyorsun, elinde bir fincan çay, Buhardan bir çelenk içinde. Bu kan fıskiyesi şiirdir, şiir, Hiçbir şey durduramaz onu. Sen bana iki çocuk uzatıyorsun, iki gül.
Sayfa 86 - Kırmızı Kedi·Kitabı okudu
Şiir
rakip
Sana benzerdi ay, gülümsese. Güzel bir şeyle aynı izlenimi bırakıyorsun, ama yok edici. Işık ödünç almada yok ikinizin üstüne de. Onun o gibi açılmış ağzı dünyaya kederlenir; seninkinin Senin ilk yeteneğin her şeyden taş yapabilmektir. Bir mozoleye uyanıyorum; sen buradasın, parmaklarını mermer masada tıklatıyorsun, sigara arıyorsun. Bir kadın gibi garez dolusun, ama o denli gergin değil. Yanıtlanamaz bir şey söylemeye can atıyorsun. Ay da aşağılar etkisi altındakileri, ama gündüz vakti gülünçtür. Öte yandan senin tatminsizliklerin, ne güzel, hiç aksamadan çıkar posta kutumdan. Siyah ve beyazdır, karbonmonoksit gibi yayılır. Bir gün yok ki senden haber gelmesin. Belki Afrika'da geziyorsun ama beni düşünüyorsundur.
Sayfa 53 - Kırmızı Kedi·Kitabı okudu
Şiir
Öldürebileceğin her şeyi öldürmen şart mı? Bugün senden yalnızca bunu istiyorum ve senden başkası veremez onu bana. Penceremde duruyor öyle, gökyüzü denli büyük. Çarşaflarım arasından soluk alıyor; dökülmüş yaşamların pıhtılaşıp tarihe katılaştığı soğuk, ölü merkez. Postayla gelmesin lütfen, parmaklana parmaklana. Şifahen de gelmesin; hepsi elime geçene kadar altmışıma gelmiş olurum, onu kullanmaya hâlim kalmaz. Peçeyi, peçeyi, peçeyi indir yeter. Ölüm olsaydı o, onun derin yerçekimine, zamansız gözlerine hayran olurdum. Senin ciddi olduğunu bilirdim. Soylu bir tarafı olurdu, bir doğum günü olurdu o zaman. Ve bıçak oymazdı da; bir bebeğin ağlaması gibi saf ve temiz girerdi. Ve evren yanı başımdan kayıverirdi.
Sayfa 50 - Kırmızı Kedi·Kitabı okudu
Şiir
Reklam