...ilk anlayacağımız şey bizi güçlendirecek şeyin Batı'yı güçlü kılan şeyler olmadığıdır. Özetle söyleyecek olursak, ekonomimizi güçlendirerek kurtulamayız ama kurtulduğumuz için ekonomimizi de güçlendirebiliriz. Kurtuluşumuz ise yaşadığımız ve tanıdığımız dünyaya İslâm'ın bize kazandırdığı ölçüler içinde bir anlam vermemizde, onu bu ölçülerin çerçevesinde düzenli kılmamızda saklıdır.
Vahy dışında hiçbir bilgi yolu bize aslımızın ne olduğunu, ne yapmamız, neyi yapmamamız gerektiğini, hangi sınırlarda insan kalabileceğimizi söyleyemez. Bu yüzden Kur'ân ve Sünnet özgürlük bilgisidir. Aklederek ve akıllıca bir tutumla kendimizi tanıma yolunun muhkem âyetlerden ve Sünnet-i Seniyye'den geçtiği noktasına varabiliriz. Eğer akılcı davranırsak İslâm kaynaklarının dünya hayatında bize nasıl hürriyet temin edebileceği yolunu araştırırız. Bu tutum da bizi yahudilerin ve hıristiyanların durumuna düşürür.
İblis ve bütün şeytanlar; inkâr, nisyan ve isyan ile diğer meleklerden ayrılırlar. İşte insan da, kendisine insan olabilmesi için verilmiş özgürlük bilgisini inkâr eder, bu bilgiyi unutur ve bu bilginin kaynağına isyan ederse şeytanlaşır.
Şeytanlaşmanın büyük avantajları vardır. İnsan şeytanlaştıkça daha hür, daha başarılı ve daha çok imkânı elinde tutan bir duruma gelebilir. Özgürlük bilgisini unuttuğu için, dünya şartlarında kendini daha güvenli; sıkıntılardan ve tehlikelerden uzak kabul eder. Ta ki kendisine gazap ulaşıncaya kadar.
Hayvanlaşmanın da büyük avantajları vardır. Böylece insan daha sorumsuz, dünyadaki tatmin vasıtalarından daha çok lezzet alan ve izzetsiz olmayı bir kayıp saymadığı için benzerleri arasında en rahat edebilen bir duruma gelir. Öyle ki, mahvoluşunun bile tadına vararak yaşar.