Aşırı sıkıldım.
Aşırı uzatılmış sahneler var. Ufukta çok kanlı bir savaş var ama biz feyrenin gündelik hayatını okuyoruz. Savaş iki üç hatta dördüncü planda kalmış gibi.
Bu kitabın ilk bölümünü okumak eğlenceliydi. Savaş ikinci plandaydaydı ve feyrenin her adımı tamlin in sarayını mahvetmek içindi ki bunu hakketti gibi. Ama açıkçası o kadar da hakketmedi bence. Ablalarının ölümsüz olmasından feyre gerçekten nefret etti. Ama neden? Ben ölümsüz olsaydım ilk araştıracağım sey ailemi de ölümsüz yapmak olurdu. Onca vampir kitabı okudum, ben vampir olsam geceye hapsetme pahasına bizimkileri de vampir yapardım. Ama feyre ailesini o kadar sevmiyor ki ablalarının onu sevme ihtimaline sürekli şaşırıyor. Kitabın içine girip bir iki tokat atıp kendine gel diyesim geliyor.
Tamlin tüm süreç boyunca sevdiği ve onu sevdiğini sandığı kadın için kendinden ve satayından feragat edip düşmanıyla birlik olacak kadar aşkından gözü dönüyor ama bizim feyre aşağılık kompleksiyle benim için değmezdi şimdi sarayını başına yıkayım da gör diye geziniyor. Lucien i kullanıp tamlin ile arasını açıyor. Madem Ianthe bu kadar kötü biri o zaman Tamline bunu göstermeye ne dersin Feyre? Madem o kadar her adımını hesaplı atıyorsun bunu da yapamaz mıydın? Naga olayında evet sonunda Tamlin i Ianthe den kurtaracak dedim ama hayır. Amacı sadece Tamlin e zarar vermek. Zavallı bahar sarayı yüce lordu tek suçu onu kurtarmak için gözleri önünde ölen aşık olduğu kadını savaştan ve diğer yüce lordların kıskacından kurtarmaya çalışırken okuma yazma öğrenmeyi sürekli reddeden 19 yaşındaki bir insanı korumaya çalışmak. Ama hayır esas sorun bu değil değil mi? Çünkü yazarın esmer, esrarengiz, gece, gölge fetişi var.
İlk kitapta söylüyorlar bu ırk bir insan ömrü yaşamamışsan seni yetişkin olarak bile görmüyor. Ama bizim