“İnsan, acısını saklamayı genellikle erken öğrenir. Belki çocukken "abartma" denildi, belki de duygularını paylaştığında karşılık bulamadı. Zamanla şu inanç yerleşir: "Ne hissedersem hissedeyim, bunu kendim halletmeliyim." İşte o andan itibaren kişi, en zor anlarında bile yüzüne bir "iyiymiş" maskesi takmayı ögrenir.
Bu durum kısa vadede işe yarar. İnsan sosyal ortamda daha az sorgulanır, daha az kırılgan görünür. Ama uzun vadede bunun bir bedeli vardır: Duygular bastırıldıkça kaybolmaz, sadece derine iner. Ve çoğu zaman başka şekillerde ortaya çıkar—anlamsız bir yorgunluk, sebepsiz bir öfke ya da içten içe büyüyen bir boşluk hissi olarak.
En kötü günlerinde bile belli etmemek, aslında bir tür duygusal yalnızlıktır. Çünkü insanın iyileşmesi için görülmeye, anlaşılmaya ve kabul edilmeye ihtiyacı vardır. Sürekli güçlü görünmeye çalışmak, bu ihtiyacın önüne geçer. Ve kişi zamanla kendine bile yabancılaşabilir.
Gerçek güç ise her zaman dimdik durmak değildir.
Bazen güçlü olmak, "Bugün iyi değilim" diyebilmektir.
Bazen de birine içini açacak cesareti gösterebilmektir.
Unutma:
İnsan olmak, her zaman iyi hissetmek değildir.
Ve kırıldığını gizlemek değil, kabul edebilmek iyileştirir.”
🦋