Filozoflar ile mantıkçılar son elli yıl boyunca matematiğe bir «temel» bulma yolunda öylesine yoğun bir çaba içine girmişlerdir ki, yalnızca birkaç cılız ses matematiğin bir temele gereksinmesi olmadığını söyleme cesaretini gösterebilmiştir. Ben bu cılız seslere katılmak istiyorum. Kanımca matematik açıklık gerektiren bir konu değildir; temellendirilmesine ilişkin bir bunalımı da yoktur. Dahası, matematiğin temeli olmadığı gibi, bir temele ihtiyacı olduğuna da inanmıyorum.
Tüm sağlamlaştırma çabalarına karşın matematiğin temelleri sallantılı durumundan çıkmış değildir. Belki de matematiği çökertecek yeni güçlüklerle karşılaşacağız. Ne ki, bu pek olası görünmüyor. Matematikçiler kimi mantıksal güçlükler karşısında matematiğin çökmesine izin vermeyeceklerdir. Unutmamak gerekir ki, sezgi her zaman salt mantığı bastırmıştır. Teoremlerimiz uyum içinde kalıyor, bize anlayış ve heyecan sağlıyorsa, kimse bizden kılı kırk yaran mantıksal nedenlerle matematikten vazgeçmemizi beklemesin.
"Tanrı tamsayıları yarattı, gerisi insanoğlunun eseridir." Bununla ne demek istemiştir Kronecker? Tüm diğer sayı kümelerinin bildiğimiz doğal sayılara indirgenebileceğini (ya da doğal sayılardan türetilebileceğini) mi; yoksa, tamsayılar dışında kalan sayıların yapay veya isteğe bağlı olarak oluşturulduğunu mu?