Televizyon içimizdeki bütün iğrençliklerin özü. Hayatta zaten kebullenmekte zorlandığımız insana ait özellikler televizyonda göründüğünde doğrudan çarpıcı hale geliyor. İnsanlar salaklaşıyor.
Çiçekler bizim kız kardeşimiz; at, büyük kartal və geyiği saymıyorum bile, hepsi erkek kardeşlerimiz. İnsan nasıl olur da herhangi bir şeyi satabilir ya da satın alabilir? Hava sıcaklığının ya da ağaçlardaki rüzgarın sesinin sahibi kim? Dallardakı bitki örtüsünün özlerinde, bizden önce yaşayanların hatıraları saklı. Şırıl şırıl akan derede, babamın ve onun babasının sesi de mevcut. Bastığımız toprağın bağrında atalarımızın tozlarının da bulunduğunu, dünyanın başına gelen her şeyin bizim de başımıza geleceğini, dünyaya tükürürsek kendimize tükürmüş olacağımızı falan çocuklarımıza öğretmemiz gerek.
Bizim anne-babalarımız da genelde uyguladıklarını kendi anne-babalarından öğrenmiş oluyorlar. Ve tıpkı "Kızını dövmeyen dizini döver" atasözünde olduğu gibi büyüklerimizin nesilden nesile aktardığı çocuk yetiştirme yöntemleri, bilgelik maskesine bürünmüş fakat bir yandan da ciddi zararlar veren kulaktan dolma nasihatten başka bir şey değil.