Veli Arda

Hz. Muhammed'in hayatı, Kur'an'ın emir ve yönlendirmelerini bizzat tatbik etmekten ibaretti. İbadet, ahlâk, cihad ve muâmelât hususunda o yeryüzünü değiştirip yepyeni bir medeniyet tesis eden canlı bir Kur'an'dı. Eğer bu amelî ve kavli sünnet olmamış olsaydı, Kur'an hayal âleminde sabit nazarî felsefelere benzerdi. Hiç kuşkusuz, Hz. Muhammed'in sosyal, sivil ve askerî sahalarda, bütün bunlardan önce itikad ve ibadet esaslarını uygulamadaki sünneti, ebedî risâletin ayrılmayan parçasıdır. Çünkü su, nasıl bilinen iki elementten meydana geliyorsa, İslâm da aynı onun gibi Kitap ve sünnetten oluşmaktadır.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Doğrular ve yanlışlar açısından büyük resmi netleştirirken pergelin bir ayağını sabitleyip, hayatı o sabitenin etrafında çevirirken başvuracağımız en temel referans, en sağlam yer kalbimiz olacaktır. Kalbimiz bize vahiyden daha yakındır! Çünkü Cenâb-ı Hakk’ın hitabı olan vahyi de önce “akletmek” dediğimiz bir işleme tâbi tutuyoruz. Ancak aklettiğimiz takdirde onun Yaradan’dan olduğunu kestirebiliyoruz. Akleden kalbimizi ne kendimiz yaptık ne de bir yerden satın aldık. Vahyi nasıl ki Cenâb-ı Hak gönderdi, kalbimizi de bize O verdi. Vahyi dışarıdan bir elçi aracılığıyla alıyoruz, diğeri ise yaratıldığımız günden beri hiç dokunulmamış bir hâlde içimizde duruyor. Yaradan’ın bir emaneti olarak, son derece güvenli bir yerde, bizde, içimizde bulunuyor.
Din
Müslüman müslümana karşı olabildiğince müsamahalı, yu­muşak olacak. Yüceliği, yüksekliği, mertebeyi Allah'tan iste­yecek. "O adam beni saymıyor, ben ona zorla kendimi saydırırım!" "Bırak, saymasın. Yükseklik Allah'ın indinde olsun. Makamı Allah sana verdi mi onlar saysa da saymasa da kıymeti yok. " diye düşünmesi lazım.
Din
HZ. PEYGAMBER'İN KONUMUNU İDRAK ETME
Hadislerin bugüne kadar ulaşıp ulaşmadığı tartışmalarında göz ardı edilen temel hususlardan biri de Hz. Peygamber'in Müslümanlar için ne ifade ettiğidir. Nitekim Hindistanlı bilgin Muhammed Taki Osmânî Hz. Peygamber'in biz Müslümanlar için nasıl bir konumda bulunduğunu çok güzel ele almakta ve şöyle demektedir: Bu konuda sorulması gereken ilk soru şudur: Bir peygamber insanlara gönderilirken hangi statüye sahiptir? Peygamber, mektubu teslim ettikten sonra ne olursa olsun teslim ettiği şeyle herhangi bir alakası kalmayan bir postacı veya bir mesaj taşıyıcıdan daha yüksek bir mevkie sahip değil midir? Cevap elbette sahip olduğu yönündedir. Peygamberler sadece Allah kelâmını iletmek için gönderilmezler. Onlar aynı zamanda ilâhî kitabı açıklamak, yorumlamak, tefsir etmek, tatbik edilme yollarını göstermek ve muhtevasının pratik bir örneğini sunmakla yükümlüdürler. Onların görevi vahyi tekrarlamakla sınırlı değildir, bilakis onu öğretmek ve insanları onun icaplarına göre hayatlarını sürdürmeleri konusunda eğitmekle görevlidirler. Kur'an-ı Kerim şu sözleriyle konuya ilişkin herhangi bir şüphe bırakmamaktadır: لَقَدْ مَنَّ اللّٰهُ عَلَى الْمُؤْمِنٖينَ اِذْ بَعَثَ فٖيهِمْ رَسُولاً مِنْ اَنْفُسِهِمْ يَتْلُوا عَلَيْهِمْ اٰيَاتِهٖ وَيُزَكّٖيهِمْ وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَۚ وَاِنْ كَانُوا مِنْ قَبْلُ لَفٖي ضَلَالٍ مُبٖينٍ (Âl-i İmrân 3/164) "Allah gerçekten, müminlere âyetlerini okuyan, onları arıtan, onlara Kitap ve hikmeti öğreten kendi içlerinden bir resul göndermek suretiyle lütufta bulunmuştur. Şüphesiz onlar daha önce apaçık bir sapıklık içindeydiler." هُوَ الَّذٖي بَعَثَ فِي الْاُمِّيّٖنَ رَسُولاً مِنْهُمْ يَتْلُوا عَلَيْهِمْ اٰيَاتِهٖ وَيُزَكّٖيهِمْ وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَۗ (Cuma 62/2) "Ümmîlere âyetlerini okuyan, onları arıtan, onlara
Bazen düşünürüm, ne kadar garip mahluklarız?
Hepimiz ömrümüzün kısalığından şikâyet ederiz; fakat gün denen şeyi bir an evvel ve farkına varmadan harcamak için neler yapmayız? Saatleri Ayarlama Enstitüsü
Alıntı