Ben ki hayallerle kurulu efsaneden
Hep hayatımda bir emel taşıdım,
O solan temiz ve saf şiiri
Hep o geçmişle duymak isterdim,
Gözünün dinginlik dolu suskunluğunda.
O belde
Hangi hayal edilmiş bir kıtada?
Hangi uzak bir nehirle sınırlı?
Bu yalan yer midir ya da var olan
Ama bulunmayacak bir hülya sığınağı mı?
Bilmem, yalnız
Bildiğim sen ve ben ve mavi deniz;
Ve bu akşam ki titretiyor
Bende hüzün ve esin kirişlerini;
Uzak
Ve mavi gölgeli bir beldeden ayrı kalarak,
Bu sürgün ve ayrılığa, sonsuza dek, bu yerde mahkûmuz.
Kendimle bütün bunları tekrar ediyordum.
Doğmuştu ay, şimdi, uzaklarda gamlı
Dağlardan; açık titremeler manzaraya dağılmış,
Sarmış nesnelerin gönlüne heves, öpüş ve istek.
Hep çiftti karşımda: Ay, yıldızlar ve ağaçlar,
Bendim yalnızca orada arkadaşsız ve uyanık olan;
Durgun suya baktım ve dedim: Ah ölebilsem,
Olmadığına göre ağlayacak ölümüme, kimsem.