Kader Yıldız

Kader Yıldız
@Velleity
Kendi mezar taşını yazan bir yerkürede, terbiyeli cesetler gibi davranacak kadar ağırbaşlı olalım. (CİORAN)
10/10
·125 syf.··
2021 18. kitabı
Herkese selamlar, mart ayı düzenlenen Aziz Nesin okuma etkinliği dolayısıyla sevgili yazarımızın çocuk kitaplarından birini okumakla başlamak istedim. Çocuk kitabı diye sınıflandırıldığına bakmayın, her cümlesini dinlemeye, okumaya, can atmamız gerektiği kanısındayım. Başlamadan aldığım en güzel hediyelerden biri olan ve ilk kasedim olan Sevgili Nesin'in seslendirdiği şiirini çocuk kitabını okumamın şerefine kaydın bir kısmını sizlerle paylaşmak için buraya bırakıyorum. Rağbet görürse diğer incelemelerde devamı gelir arkadaaaşlar :)) dosya.co/y7nubhmdg4fi/VI... Nesin okurken hissettiğim trajikomik bir duygu her defasında. İnsanları, durumları, konumları öyle güzel değerlendirip betimliyor ki söylediği her taşlamadan birçok anlam çıkarabiliyoruz. Bu kitapta da çocuklarıma armağan dediği 16 öykü-masal karışımı yazılarını okuyoruz. Kimseye kulak vermeyen özgürlük hayalinde sinek, yıkılacağını bilerek yaptıkları kumdan kaleye gülen çocuklar ve asık suratlı yetişkinler, tahtına göz koyan padişah, öküzlerin seçime geldiği hükümet, fukara dostu kardan adam, kendi penceresinden hayatı değerlendiren -memnuniyetsiz- taşıtlar, dedelerin içindeki çocuğu açığa çıkarıp beraberinde uçurdukları uçurtmalar, akıllı çocuklar, ölüme sebebiyet veren akılsız uşaklar, vaktinden önce yaptığı işi marifet sayan ağaçlar, çocukları yine haklı çıkaran durumlarla güneşe duyulan özlem, hayal gücünü yitirmeyen insanların çocuklarına anlattığı gerçekler, rekabet yoluyla dua eden hocalar, deliler arasında seçim yapan, fosilin kaderini belirleyen bir adam. Masal diye haklı yergiler okuyoruz kitap boyunca. Lütfen Aziz Nesin okuyun, okutturun. Yaşım ilerledikçe ne kadar geç kaldığımı gördüğüm yazarlardan biri benim için. Çünkü kendi başına Türk edebiyatının tamamına
Anıtı Dikilen SinekAziz Nesin · Nesin Yayınevi · 2005687 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
9/10
·80 syf.··
2018 121. kitabı
"Kaç kilo kavun istiyorsun? Diye sordu manav bana Sordum: Gönül hoşluğunun gramı kaça?" (Suyun Ayak Sesi) Gönül hoşluğunu hem dizeleriyle hem de çizimleriyle sonuna kadar yaşatan güzel insan, Sohrâp Sepehri. "Yaşam böceğin gözünde ağacın boyutudur." Biz böceklere böyle güzel dizeleri bırakmış olması büyük mutluluk gözümde. Naifliğini dizelerine de haykırmış ve zarafet dolu şiirler bırakmış. Kitabın başlarında şu dizelerle soluğunuzu kesmeye daha o anda başlıyor: "İnsanların soluğu Bunalımlıdır baştanbaşa. Uzun zamandır şu kederli köşede Ölmüştür her neşe."(Sayfa 9) "Alamadı gözüm bu yenilgi dolu ömrü."(Sayfa  35) "Bütün bu tasavvurlar arasında Hangi gizli renklere sahip yaşam aldatmacası?" (Sayfa 75) Her dizesinde durup durup düşündüm ve huzurla karışık bir hüzün duydum. Çizimlerine bakmak isterseniz: wikiart.org/en/sohrab-sepehri Şairle "Suyun Ayak Sesi" şiiriyle tanışmıştım ve şiire gönülden bağlanmama vesile olan en beğendiğim şiirlerden biri olmuştu. Okurken aklımda hep Marjan Farsad'ın şu şarkısı yankılandı, çünkü Sepehri'nin dizelerindeki güzellik ve hüzün bu şarkıda da fazlasıyla var. Doğup büyüdüğü Kaşan şehri hakkında yazdığı şiirleri okurken de en çok bu şarkıyı yakıştırdım. youtu.be/f0-fPwuPpAk Çok bir şey demek de gelmiyor içimden çünkü okumaya bu kadar geç kalmama kızmaktan alamıyorum kendimi. Sadece hâlâ Sepehri'yi tanımayanlar için "Suyun Ayak Sesi" şiiriyle bitirmek istiyorum ve bir an önce okumanızı diliyorum. 9 puan verme sebebime gelirsek de tahmin edersiniz ki Suyun Ayak Sesi kitabına saklıyorum kendimi :)) keyifli okumalar. (Not: Suyun Ayak Sesi şiiri bu kitapta bulunmuyor.)
Şiir
Rengin ÖlümüSohrab Sepehri · Damevend Yayınları · 2020220 okunma
10/10
·336 syf.··
2018 43. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2018 16:33
"Körlük nedir?"diye sorsalar, hepimizin vereceği cevap aynıdır değil mi? Peki ya "Hepimiz zaten körüz!" deseler? Olmadı mı? Bence tam oldu. Sistemi eleştirmekten, göz göre göre uysallaştırıldığımızdan, düzenin düzensizliğinden bahsetmekten dilimizde tüy bittiğini düşünüyoruz. Hepimiz, "böyle insanlar olduğu sürece" diye başlayan cümleler kurmaya bayılıyor, asla özeleştiri yapmıyoruz. Bence biz artık o çok sevdiğimiz aynaların bizi de sevip sevmediğini sorgulamaya başlamalıyız?. "Ne düşündüğümü söyleyeyim mi sana, Söyle, Bence biz kör olmadık, biz zaten kördük, Gören körler mi, Gördüğü halde görmeyen körler."(sayfa 330) Trafikte kırmızı ışıkta bekleyen bir adamın aniden kör olmasıyla başlayan olay, salgın haline gelip tüm ülkeye yayılır sonrası mı? Kaos. Öyle karanlık bir körlük de değil ayrıca "süt beyazı" bir körlük. Hiçbir şeyin adını bilmediğimiz bu kitapta her şey gayet yerinde ve düzenli. Karakterler belli başlı betimlemelerle sunuluyor(İlk kör olan adam, doktor, doktorun karısı...), ki isim hafızası benim gibi kötü olan biriyseniz bazen kitap okurken çorba olan isimleri sormuyorum bile bu açıdan işimizi baya kolaylaştırıyor. Sayfalarca süren diyaloglar tırnak işaretine bile gerek kalmadan ve birbirine karışmadan gayet güzel virgüllerle ayrılmış, kendine has noktalama ve yazım kurallarını da göstermiş. Bu kitaba düzenin düzensizliği demekten başka bir şey bulamadım. Kitaba başlarken şu cümle var ancak ben bu cümleyle bitirmek istiyorum: "Bakabiliyorsan gör, görebiliyorsan farket." (Nasihatler Kitabı)
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022132,2bin okunma
SPOİLER DIŞINDA HİÇBİR ŞEY İÇERMEZ
9/10
·76 syf.··
2018 110. kitabı
Amacım inceleme yazmak olmayacak, ki buna yeltenmem bile hata biliyorum ancak Tezer Özlü'yü , tabiri caizse 'İki gözümün çiçeği' hakkında hislerimi, fikirlerimi yazma ihtiyacı duydum, buna ikna olmak aylar sürdü ancak Frida Kahlo'nun "İfade etmek kurtulmanın başlangıcıdır." sözü yankılandı kulağımda... Bundan yaklaşık bir yıl önce bir yazı okudum ve hayatıma bu kadar şeyi katacağı (bir o kadar da alacağı) aklımın ucundan geçmezdi. Kendi ruh halime bu kadar yakın bir tasviri gördüğümde hüzne konuk olmadan da edemedim. Sonra da bu denli yakınlık hissettiğim cümleleri yazan bu insanı buldum. Tezer Özlü... Lirik Prenses deyip duruyorlardı ona. Müthiş cümlelerinin ardı kesilmedi ben baktıkça. Sonra da bu cümleleri yazdıran şeyi merak ettim, biraz daha Prenseslik kısmını bırakıp Lirik kısmına göz gezdirme ihtiyacı duydum. Daha küçücük yaşlarında başlayan sorunları, gencecik yaşlarında bunalıma ve intihar fikrine dönüşüp, antidepresanlara sığınan bir yaşamda boğulmasına sebep olmuş bu kadına git gide gönülden bağlanmaya başlamıştım bile. Ve o ilk tanışmama vesile olan cümleleri her geçen gün daha çok anlam kazanmaya başlamıştı. "Ben yeterince iyi değilim, tamamen kötü de değilim. Güven vermiyorum ama umursamaz da değilim. Kaçmıyorum, durmuyorum da. Sarhoş gezmiyorum, ama her an ayık da değilim. Bağımlı değilim, kaçabilecek kadar da özgür değilim. Politik değilim ama tarafsız da değilim. Umutsuz da değilim, sonsuz da değilim. Camus gibi yaşamın bir adım uzağında, ölümün bir koşu yakınındayım." Bunu yazmak ne kadar doğru bilmiyorum ama o yazı hayatıma girmeden çok önce başlayan bir ruh halinin üstüne bu kadar iyi gelen başka cümleler okumadım şimdiye dek. Ve başladım o cümleleri kitaplarında aramaya. Ferit Edgü ve Tezer Özlü konuştu, ben
KalanlarTezer Özlü · Yapı Kredi Yayınları · 20227,5bin okunma
10/10
·152 syf.··
2018 101. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Eylül 2018 20:59
Baştan anlaşalım tuvaletlerden, lağımdan, keneften, özellikle sineklerden ve boktan bahsedilince ıyk, miğdem, iğrenç, booğh vs. tepkileri verebilecek potansiyeldeki arkadaşlarımızı pistten alalım. Çünkü bu kitap tam anlamıyla "ÇOK BOKTAN". "BOK YİYİN, MİLYONLARCA SİNEK YANILIYOR OLAMAZ." (syf 30) Şüphesiz kitabın en muazzam, komik ve düşünmeye açık cümlesi. En son yazarın yalnızlığını bu denli hissettiğim kitap Sadık Hidayet'in Aylak Köpek kitabıydı. Ama bu kitap bir yönden farklı: Aylak Köpek'te kitap boyunca hep yalnız hissetmiştim ancak bu kitapta git gide derinleşen bir yalnızlığı hissettim. Son 10 gündür başıma gelen birkaç saçma şeyden sonra biriken duygu selimi de işin içine katarsak hiç elimi korkak alıştırmadan her halttan bahsedip deşarj olmayı planlıyorum. Her neyse bu konuya tekrar dönücem başlayalım: 6 aydır eşiyle beraber olmadığı halde hamile olması haberiyle sarsılan bir adam düşünün. Hele bir de bizim toplumumuzda düşünün felaket çağrıştıran bir durum değil mi?  İşte öyle değil, boşanma kararı aldıkları halde ilginç bir şefkat duygusuna kapılan beyefendi ve hâlâ eşiyle evlenmesi gibi boşanma sürecini de dolu dolu yaşayan biri. "Karımın hamileliği artık belli oluyordu. Kulağa masumca gelen bu ifade farklı bir gerçeğe dayanıyor, eğer size şeyi söylesem, nasıl desem ki... Karım benden hamile değildi, yani hamileliğinin yaratıcısı ben değildim. Baba başka birisiydi, o ise hâlâ benim karımdı. Hamilelik ona iyi geliyordu, hareketlerine bir tür dinginlik getirmiş, sivri omuzlarına hoş bir dolgunluk sağlamıştı." (Syf 28) Konu bundan ibaret gibi görünse de başta, kesinlikle çok daha farklı ve ilginç bir yere gitmeye başlıyor. Boşanma olayı bunu tetikliyor ve gitgide yalnızlaşan bir adam görüyorsunuz. Ve yalnızlığın dönüştüğü şey gözlem duygusunun uç noktaya
Edebiyat
Doğal RomanGeorgi Gospodinov · Metis Yayıncılık · 2018868 okunma