Peyami Safa’nın kendi hayatından da izler taşıyan roman, hem umudu ve umutsuzluğu hem de sevinci ve felaketi aynı sayfalara sığdırabilmiş olması bakımından insanın ve insan psikolojisinin eşsiz bir tarifini sunmuş bizlere. Olaylar ve duygular o kadar samimi verilmiş ki kitabı okurken kahramanların yanındaki biriymişsiniz gibi hissediyorsunuz. Çok çok beğendim; mutlaka okunmalı.
“Aldatmasını o kadar az öğrenmiştim ki, yalan bana suçların en ağırı gibi geliyordu; yalan söylendiği zaman insanların değil, eşyanın bile buna nasıl tahammül ettiğine şaşıyordum.”
Toplumun katilleştiği bir eser. Yaşadığı çevrenin insanı neler yapmaya zorladığının; farkında olmadan seni sarıp, kuşatıp kendine dönüştürdüğünün, içindeki zehri sana da akıttığının gözler önüne serildiği ve çok net sosyal mesajların verildiği bir eser olmuş. Keşke ders alabilsek...