Evrende veya sonsuzlukta diyelim, tüm zaman, mekan ve formları yaşamış(!) her türlü oluş'u tecrübe etmiş bir insan topluluğu anlatılıyor. Bu çılgınca konuya ve içerdiği çok fazla kozmik terime rağmen, kitaptaki çoğu hikaye sakin, durağan ve sanki alelade bir şeyi anlatıyor gibi.
Hem absürt, hem gerçekçi, hem de esprili bir anlatım olunca yüzünüzde sürekli bir gülümseme ile okuyorsunuz. En ilginç bulduğum tarafı ise, anlatıcının bir konu hakkında, ta element halindeki formunda anlattığı bir olayı, günümüz şehir yaşantısına aniden getirivererek, bir de buradan örnek verebilmesi.
Bütün bunlar o bitip tükenmez düşüşü biraz renklendirmek içindi. Bu halimizle, bir kenti aşmak için çizilmiş yollardan değil de ev duvarlarından, tavanlardan, perde raylarından ve avizelerden dolaşan karıncalara benziyorduk.
Galaktik dönüşümüzün yarısını tamamlamış olmalıydık.
Sabretmek gerekiyordu, nasıl olsa, ikinci yarılar, her zaman daha hızlı geçer gibi gelirdi. Ama daha o galaktik yıl içerisinde, o an'a kadar olan biçimlerin geçici olduğu, sırayla her şeyin bir bir değişeceği anlaşıldı.