Kaplan Kaplan gecenin ormanında
Işıl ışıl yanan parlak yalaza;
Hangi ölümsüz el ya da göz, hangi,
Kurabildi o korkunç simetrini?
Hangi uzak derinlerde göklerde
Yandı senin ateşin gözlerinde?
O hangi kanatla yükselebilir?
Hangi elle ateşi kavrayabilir?
Ve hangi omuz ve hangi beceri
Bükebildi kalbinin kirişlerini?
Ve kalbin atmaya başladığında,
Hangi dehşetli el? ayaklar ya da?
Neydi ki çekiç? ya zincir neydi?
Beynin nasıl bir fırın içindeydi?
Neydi örs? ve hangi dehşetli kabza
Ölümcül korkularını alabilir avcuna?
Yıldızlar mızraklarını aşağıya atınca,
Göğü sulayınca gözyaşlarıyla,
Güldü mü o, görünce eserini?
Kuzuyu yaratan mı yarattı seni?
Kaplan Kaplan gecenin ormanında
Işıl ışıl yanan parlak yalaza;
Hangi ölümsüz el ya da göz, hangi,
Kurabilir o korkunç simetrini?
Aşk sırf Kendini memnun etmeye uğraşır,
Başkasını Kendi keyfine kurban eder:
Başkasının rahatının kaçmasından zevk alır,
Ve Cennete rağmen bir Cehennem kurar.
Tutsağım ben bu sulu kıyıda
Başımda yıldızlı Kıskançlık bekliyor
Üşümüş, bozarmış,
Durmadan ağlayarak
İşitiyorum eski insanların Babasını
İnsanların bencil babası
Zalim, kıskanç, bencil korku
Geceye zincirlenmiş
Mutluluk doğurabilir mi
Gençliğin ve sabahın bakireleri.