Timur zamanı dünyası, Cengizoğullarının gücü inişe geçmişken göçebelerin gücünün çıkışta olduğu; daha önce Moğol hanlarına tabi yerleşik nüfusun yavaş yavaş eski bağımsızlığını kazanmaya başlarken, Moğol geleneklerinin güçlü bir meşruiyet kaynağı olmaya devam ettiği bir dönemdi. Göçebeler ve yerleşikler birbirlerine daha önce hiç olmadıkları kadar yakın ve eşittiler ve herkes, kendi ayrı kimliğini ve alanını kuvvetle korurken kısmen ötekinin geleneğini de kabul ediyordu.
Türk-Moğol mirası, başarısını büyük ölçüde yerleşik kültürlerle yüzyıllar süren teması sonucu gelişen bozkır geleneklerinin sağlamlığına ve esnekliğine borçluydu.
Ferman sende, ama güzel yaşamak bizde:
Senden ayığız bu sarhoş halimizde.
Sen insan kanı içersin, biz üzüm kanı:
İnsaf be sultanım, kötülük hangimizde?
Var mı dünyada günah işlemeyen, söyle;
Yaşanır mı hiç günah işlemeden, söyle;
Bana kötü deyip kötülük edeceksen,
Yüce Tanrı, ne farkın kalır benden, söyle.