77 sayfa, 1 saatte bitebilecek incelikte bir eser. Ama kitabın yazarı Stefan Zweig ve baş karakter Fatih Sultan Mehmet olunca biraz irdelemekte fayda var.
Kitapta göze çarpan ilk husus Zweig’ın en büyük hayali olan birleşik Avrupa fikri aralara serpiştirilmiş. Bu konu Zweig için temel bir hedefti. 2 dünya savaşı gören yazarın diğer eserlerinde de öne çıkan Avrupa’nın birleşmesi hayali, tarihsel geçmişe taşınarak İstanbul’un fethinde de işlenmiş.
..bu büyük bazilikanın ayakta kalabilmesi ise ancak Avrupalı Hristiyan dünyası birleşip de, doğudaki bu yıkılmak üzere olan kaleyi korursa mümkün olabilecektir. (shf. 17)
…bu iki kadim kilisenin barışmasını törenlerle kutlamak, bir yandan da Bizans’a saldırmak niyetinde olanların karşılarında birleşmiş bir Avrupa gücünü bulacaklarını ilan etmek için özel görevle denize açılır. (Shf 18)
….yıllar süren kanlı bir düşmanlıktan sonra, sonunda Avrupa’nın birleşmesi fikri de gerçekleşmiş gibi durmaktadır….sağduyuyla atılan bu barış düğümü, yobazların iradesiyle yeniden çözülür.. (shf.22)
…kendi içindeki anlaşmazlıklara teslim olan, basit kıskançlıklarla parçalanmış bu Avrupa kendi has kültürü içinde debelendiği tehlikenin büyüklüğünü idrak edemiyor olabilir miydi? (shf.51)
…tarih devamlı tekerrür eder. Avrupa kültürünü korumak için büyük güçlerin bir araya gelip birlikte hareket etmelerini gerekli kılan her durumda, Avrupa’daki prensler ve hükümetler kendi küçük kavgalarına ara verip birleşme dirayetini gösteremezler.. (shf. 52)
.. Daha öncesinde yaşadıkları fikir ayrılıkları ve din tartışmaları nedeniyle bir türlü bir araya gelemeyen insanlar, son saatlerinde kentin meydanlarında toplanmaya başlarlar. Çok yazık ki dünya tarihi boyunca insanlar, ancak tehlike artık çok bariz bir hale geldiğinde birleşmeyi akıl edebilirler. (shf.