gogol'un paltosu

gogol'un paltosu

gogol'un paltosu

, bir kitap okudu
Puan vermedi·224 syf.·
5 günde okudu
·
2020 5. kitabı
Nurdan Gürbilek
8.7/10 · 187 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Nasıl bir gençlik düşünüyorlar? Amerika’nın sınırları Kars’tan başlar diyen bir başkanın ülkesinin askerlerine alkış mı tutmalıydık? Türkiye'de istediği düzeni kurmak için «200 aydın verin yeter» diyen Amerikan diplomatının -bu isteğine uygun mu olmalıydık? Açık denizlerde aylarca kaldıktan sonra, cinsel bunalımlarını gidermek için gelen kişileri, Amerikan genelevleri biçiminde çalışan otellere taşıyan komisyoncular mı olsaydık?
İstanbul Üniversitesinde etkin olan DöB’lü arkadaşlar ve diğer MDD’cilerle ilk defa Dolmabahçe yürüyüşünde tam ayrı düştük. Bu arkadaşlar ile bizim farkımız şu noktada beliriyordu. Onlar bir potansiyel buldular mı derhal en sert eyleme yöneliyorlardı, biz ise hareketi ölçülü yapalım istiyorduk. Onlar, her potansiyeli bir çatışmaya sürükleyerek kullanıyorlar......Biz ise potansiyele göre değil, gene plana göre çatışmaya yönelik olmayan bir biçimde eylem planlıyorduk ve bunun sonucu kitle ile bağımız sürekli idi.Onların çatışmaya yönelik tavırlarının en önemli kaynağı ise «Devrimci bir cunta»(!) umudu oluyordu. Onlara göre her fırsatta polisle çatışma çıkacak ve «asker, sivil, aydın zümre» iktidara el koyacaktı. Nitekim 27 Mayıs’ta böyle olmuştu. Biz ise sürekli olarak cuntayı ve cuntacılığı reddiyorduk. İşte bütün bunlar, Dolmabahçe yürüyüşü sırasında ters düşmemizi getirdi.......Bütün amacımız öğrencilerin ezileceği yeni bir çatışma çıkmasın. Çünkü bir çatışma çıkar ve öğrenciler ezilir birkaç kişi ölürse bizim örgütler çevresinde pek kimse kalmaz. Çünkü çevremizde sosyalist bir partinin profesyonel militanları yok. Çevremizdekiler sol düşünceyi benimsemiş, son tahlilde küçük burjuva gençler. Var olan potansiyeli bir anda harcamak kolay. Fakat bu işin sonrası da var.....Merkez Komutanıyla benim aramda şu konuşma geçmişti. «Efendim ben ITÜÖB Başkanı Harun Karadeniz. Çok önemli bir konuda size başvuruyoruz. Şu anda kalabalık bir öğrenci son derece heyecanlı bir şekilde bekliyor. Biz daha önce vilayete yürüyüş bildirimi
İnandığım sözleri söylüyor ve inandığım işleri yapıyordum. Artık mahkemeye düşmek benim için eski anlamını tamamen yitirmişti. Mahkemeye düşmek yurdun ve halkın çıkarlarını savunanların iktidar tarafından cezalandırılmak istenmesinden başka bir şey değildi