"Sana, beni asla tanımamış olan sana."
Aşk, sevgi, bağlılık... Bu aşk "tarafların" değil "tarafin" aşkı. Okuduğumuz her cümlede her satırda kendinizi bulacaksınız, sarsilacaksiniz, beyninizden vurulmuşa döneceksiniz. ( tabi kadın kahramanımızın yaşadığı aşkı yasadiysaniz. ) O kadar samimi, o kadar içten o kadar duygu dolu yazılmış ki... Düşünüp durmadan edemiyorsunuz.
Sahi bir insan,bir insanı nasıl bu denli sevebilir ki !
Isterseniz kitaptan birkaç alıntıyla devam edelim. " Benim için ancak her şey seninle ilintili olduğu ölçüde vardı." Evet bakiniz Hayatını ve hayatının anlamını tamamen Bay R.ye adamış bir kadın.
" Bütün hayatımı değiştirmiştin. O güne kadar okulda kayıtsız ve sıradan bir öğrenciyken ansızın birinci oldum, gecenin geç saatlerine kadar kitap okuyordum zira senin kitaplarını sevdiğini biliyordum, senin muzigı sevdiğine inandığım için birdenbire neredeyse inatçı bir ısrarla ve annemi hayretler içerisinde bırakarak piyano çalmaya başladım." Beni geçmişe götüren, orada kalmak istememe vesile olan ve günümüze tekrar dönmeyi istemememe neden olan aşk dolu sevgi dolu bu paragraf. Evet Sait Faik'in söylediği gibi :"Bir insanı sevmekle başlar her şey." Ne masum,ne yüce ne saf; bir aşk, sevgi...
sürekli sevdiği adamın yollarını gözleyen, askini soyleyemeyen, içine atan bir kadın hayal edin. En ufak bir tikirtida kapinin deliğinden sevdiği adama kapı komşusu olmasına rağmen hasretle bakan bir kadın hayal edin. Ve adama baktığı kapı deliğini " dunyaya açılan gözüm" diye nitelendiren bir kadın hayal edin. evet hayal edin çünkü bir bir kadını böyle bir aşkı ancak hayal edebiliriz. Çağımızda böylesini bulmak ne mümkün!
Bu yüce aşka ragmen kadına sırtını dönen ve onu asla tanımayan Bay R. O seni tüm ruhuyla benligiyle sevdi ama sen sadece bir bedeni sevdin.