İçimizdeki bir şeyin, bizden daha güçlü, daha büyük, daha güzel, daha duygulu ve heyecanlı, daha karanlık olması genel bir kural mı? Buna egemen olmaya gücümüzün yetmemesi ve sadece binlerce tohum ekerek, bunlardan birinin bir alev gibi yükselip boynumuzu aşmasını ve bereketli bir ürün vermesini beklememiz genel geçerli bir kural mı?
Senden rica ediyorum, yazdığım bu mektubu günah çıkarma olarak gör, bu yalnızlığı bir tek seninle paylaşabilirim, başka herhangi bir girişimi kendime yakıştıramam. Bilmediğim, gizli ama var olan bir nedenden dolayı sevgi hakkımın olmadığını biliyorum, yalnızca ruhumla sevebilirim, bedenim sevginin ne olduğunu bilmemeli, bilmiyor da. Şimdiye kadar sevip sevemeyeceğimden kuşkulanıyordum. Ama sevebiliyorum. Seviyorum, seviyorum, seviyorum. Yaşamımdaki tek gerçek sensin. Senden nereye kaçabilirim ki? Şimdi bunu söylediğim için mutluyum, sonunda özgürüm, ama bu özgürlük bana hak tanımıyor, seni de hiçbir şeye zorlamıyor. Sevgilim, yumuşak yürekli ol, tedirgin ya da suskun olma. Sana bir kez daha söylüyorum: Seni seviyorum, görüyor musun, kalem elimden kayıyor, yazmak bile zor geliyor bana. On yıl bekledim bunun için.
Seninle binlerce başlangıç, binlerce rastlantı yaşayabilirim rüyamda, ama, bir gün karşılaşırsak eğer, bu binlerceden bir tanesi kalır yalnızca, bir tek aşk öyküsü yaşanır, başka binlercesi unutularak.