Bugün Youtube kanalımda İranlı yazar Sadık Hidayet'in hayatından ve eserlerinden bahsettim. İran edebiyatında modernizm akımının öncülerinden olan yazarın en önemli eseri Kör Baykuş romanıdır. 1925 Yılında üniversite öğrenimi için Fransa'ya giden yazar, dişçilik, mühendislik ve mimarlık alanlarında öğrenip gördükten sonra hiçbir bölümden mezun olmadan dört sene sonra İran'a geri döndü. İlk intihar denemesini öğrenciliği sırasında Marne Nehri'ne kendi atarak yapmış olsa da bir balıkçı teknesi tarafından kurtarılmıştır. 1936-37 yılları arasında Hindistan'da kalan yazar daha sonra tekrar ülkesine dönmüştür. 7 Mart 1951 tarihinde başbakan olan eniştesi Ali Razmara öldürülünce İran'ın geleceğinden umudunu kesip bunalıma girdi. Paris'e yeniden giden Hidayet, üç hafta hava gazı olan bir daire arayıp sonunda Championnet Caddesi'nde buldu. 9 Nisan 1951 tarihinde intihar eden Hidayet yatağında ölü bulundu.
Birçok alanda eser veren yazarın Kör Baykuş haricinde dilimize çevrilen Hacı Aga adında, İran'daki toplumsal ve siyasi aksaklıkları mizahi bir dille eleştiren bir romanı daha bulunmaktadır. Hayyam'ın Taraneleri ve Vejateryenliğin Yararları ismindeki inceleme ve deneme kitapları Yapı Kredi Yayınları tarafından yayınlanmıştır. Ayrıca Diri Gömülen, Üç Damla Kan, Alacakaranlık ve Aylak Köpek isimli öykü kitapları da dilimize çevrilmiştir. Ayrıca Yapı Kredi Yayınlarından çıkan Hidayetname ve Ayrıntı Yayınlarından çıkan Seçme Eserler adında derleme kitaplar da bulunmaktadır.
Sadık Hidayet'in hayatını ve eserlerini detaylıca anlattığım videoyu izlemek için: youtu.be/BL4DqiBzEu0
"Fingersmith", Türkçe adıyla "Ustaparmak" Wales 'de doğmuş bir İngiliz yazar Sarah Waters'dan okuduğum ikinci kitap. İlk okdugum kitabı "Pansiyonerler" beni yazarın yazım diline hayran bırakmış bir kitaptı. Fakat ben, "Ustaparmak" kitabını daha çok sevdim. Bu kitap 2005'te BBC tarafından mini dizi ile uyarlaması yapılmış olup, 2016'da ise Kore'de film versiyonu çekilmiştir. Ve ben iki sene önce bu filmi büyük bir beğeni ile izleme fırsatı elde ettim. Filmin adı "The Handmaiden", izlemek isteyen olursa diye yazıyorum. Filmde beni en çok etkileyen alıntı ise şudur: "Bir sahtekar aşktan ne anlar." Kitabı okurken filmle karşılaştırma yapma şansım oldu, film beni ayrı bir şekilde şaşırtırken, kitap da farklı bir tat bıraktı. Aynı noktalar çokça vardı fakat kitap ve film birbiriyle tamamen uyuşmuyor. Bu bakımdan mutlu etti beni.
Kitabımız iki genç kız hakkında, biri Maud diğeri Susan. Ve bu iki genç kız, bir Beyfendi aracılığıyla bir araya geliyorlar. Susan, Maud'a hizmetçilik yapmak için görevlendirilirken Beyfendi ile evlenmeye ikna etmek de diğer bir görevidir. Çünkü Maud zengindir ve onun parasını elde etmek asıl amaçlarıdır. Kitap Victoria döneminde geçmektedir. Bu şekilde dönemin ikiyüzlü durumu da gözler önüne serilmektedir. Yapılan plan ise bir şekilde tersyüz olacaktır.
Kitap 3 ana bölüm ve 17 alt bölümden oluşmaktadır. İlk bölüm her şeyin başlangıcı iken ikinci ve üçüncü bölümde yavaş yavaş olaylar düğümü açılmaya başlar.
Waters, karakterlerin psikolojik durumunu oldukça başarılı yansıtmıştır. Şunu da belirtmek gerekir ki, kadın erkek aşkı yoktur. Farklı bir çekim vardır karakterler arasında. Bunda da yazarın lgbt ve pornografi vesaire üzerine çalışmalar yapmış ve bunları eserlerine yansıtmış olmasıdır.
Ben Waters okumaya kesinlikle devam edeceğim, onun yarattığı