Vinyra

Vinyra

, bir kitabı yarım bıraktı
Kolektif
8.9/10 · 33 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Hiçbir devlet, bilim olmadan gelişemez; komşuları yok eder onu. Sanat ve genel kültür olmazsa devlet kendini değerlendirme ve böylece çeki düzen verme yetisini kaybeder, her saniye ikiyüzlüler ve alçaklar doğurmaya başlar, yurttaşlarında tüketim çılgınlığı ve kibir gelişir, sonunda da daha akıllı komşularının kurbanı oluverirler.
Belki de bunlar, hiç istisnasız, kelimenin gerçek anlamında insan değillerdi de, onun ön hazırlıkları, ancak yüzyıllar geçtikten sonra gerçek, onurlu ve özgür insana dönüşecek bir tür hammadde, de­mir cevheriydiler. Tembel, açgözlü ve inanılmaz bencildiler. Psikolojik olarak neredeyse hiçbirinin kölelerden farkı yoktu: inançlarının köleleri, kendilerine benzeyenlerin köleleri, ihtiraslarının köleleri, tamahkarlıklarının köleleri. Ve eğer bunlardan biri efendi olarak doğmuş veya daha sonra öyle olmuşsa, özgürlüğüyle ne yapacağını bilmezdi. Tekrar, telaşla köleleşiyordu: zenginliğin kölesi, olağanüstü bir lüksün kölesi, sefahat düşkünü dostlarının kölesi, kölelerinin kölesi. Faz­lasıyla atıl ve fazlasıyla cahildiler. Köleliklerinin kökleri tem­bellikte ve cehaletteydi; tembellik ve cehalet de yeniden ve yeniden köleliği doğuruyordu.

Vinyra

, bir kitap okudu
10/10
·192 syf.·
Beğendi
·
7 günde okudu
·
2023 69. kitabı
Fyodor Dostoyevski
7.5/10 · 30,5bin okunma
Bu kaçamazlık duygusu her şeye hakimdi. Daha yakın za­manlara kadar kışlalarından dışarı çıkmayan ödlek akıncıla­rın, şimdi, eskiden sadece asil donların yürümesine izin ve­rilen sokakların ortasında, ellerinde baltalarıyla keyiflerince caka satmalarına baktığında bunu hissediyordu. Sokak şar­kıcılarının, masalcıların, dansçıların ve cambazların şehirden sanki buhar olup uçmalarında bunu hissediyordu. Kasabalı­ların siyasi içerikli beyitler söylemeyi bırakmış olmalarında, son derece ciddileşmelerinde ve neyin devletin hayrına olaca­ğını artık pek iyi biliyor görünmelerinde bunu hissediyordu. Limanın ansızın ve hiçbir açıklama yapılmaksızın kapatılma­sında bunu hissediyordu. "Galeyana gelen halk" tarafından, nadir bulunan şeyler satan bütün dükkanların yağmalanmasında ve yakılmasında bunu hissediyordu. Şehrin süsü olan astrolojik gözlemevinin parlayan kulesinin, "kaza eseri yangın geçirip" şimdi mavi gökyüzüne çürük ve kara bir diş gibi yükseliyor olmasında bunu hissediyordu. Ve nihayet ihtiyar akbaba Vaga Çarkıfelek'in büyük bir ganimet kokusu alıp şehre yerleşmesinde de bunu hissediyordu... Sarayın için­de bir yerlerde, lüks dairelerde, gut illetine yakalanmış ve yir­mi yıldır, dışarda olup bitenlerden korkusu yüzünden güneş yüzü görmeyen, tıpkı dedesi gibi ahmak bir kralın, en onurlu ve bencillikten en uzak insanların işkenceyle öldürülmesi için kıkırdayarak, birbiri ardınca fermanlar imzaladığı yerde, işte orada bir yerlerde, dev bir çıban çoktan olgunlaşmış, her an patlamayı bekliyordu...