İlk önce filmini izlediğim bir kitap. Her bölümde beni biraz daha şaşırttı. Filmde çok fazla eksiklik var, çekilen sahneler de değiştirilmiş neredeyse. O yüzden filmini hayal kırıklığı olarak görmeye başladım. Aynı zamanda kitabı okurken filmdeki sahnelerin mantığı daha anlaşılır hale geldi benim için. Çoğu şeyin bir anlamı var (Küçük detaylar bile) .yine de okumak zevkliydi.
Aşkın MetafiziğiArthur Schopenhauer
Arthur Schopenhauer'ın olduğum 3. kitabı oldu ve neden "kadın düşmanı" denildiğini anlamış oldum. Kısa bir kitap olmasına rağmen benim için okumak oldukça uzun sürdü. Çoğunlukla katılmadığım ve saçma bulduğum düşüncelerinin yanında elle tutulur birkaç tanesi vardı sadece. Bu kitapta bahsettiği konulardaki (kadınlar, aşk, sadakat...) düşünceleri yorucuydu.
Aşkın MetafiziğiArthur Schopenhauer · Bordo Siyah Yayınları · 201216,8bin okunma
Kendini Doğuran KadınlarCoşkun Irmak
Kitabı temelde 2 parça şekilinde düşünebiliriz bence. Birinci kısım kitabın yarısına kadar. Suzan adında bir kadının huzurevindeki ölümlerden şüpheli bulunmasıyla başlıyor. Suzan, suçlamaları reddedip diğer kadınlara hayat hikayesini anlatmaya başlıyor. Okurken "Biraz abartıyor, burda çok hayalperest." vb şeklinde düşünmeye yol açarken aslında olayların tam olarak öyle olmadığını anlıyorsunuz. İşte tam o sırada kitabın ikinci bölümü başlamış oluyor. Suzan'ın hikâyesinin altındaki gerçekler hiç de sıradan olmamaya başlıyor. Her okunan sayfada yeni bir açıklama, yeni bir bilgi oluyor ancak olaylar biraz karışıyor. Kısa süreli bu karışıklığın nedenleri kitabın artık son bölümlerinde kendini temizliyor. Okurken hayretler içinde kaldığım ve oldukça beğendiğim bir kitap oldu. Kısa olması ve anlaşılma yönünden zorlayıcı olmaması sayesinde rahatlıkla okunabilir.
Algernon'a Çiçekler
Okurken beni oldukça etkileyen bir kitaptı. Her bir yeni sayfada fark ettiğim bir his vardı : Tepesine ulaştığında mutluluk verecek olan dağa güç bela çıkıp manzaraya ulaştığında tepe taklak olup en aşağılara -geldiğin yere- yuvarlanmak. Charlie ile o kadar empati yapabildim ki yaşadığı her şeyi ben, kardeşim, arkadaşım yaşıyormuşçasına hissettim. Kesinlikle okumaya değer. Dili okurken hem sıkmıyor hem de anlaması güçlük çektirmeyecek tarzda. Olaylar hakkında beni en derinden etkileyen ve "Evet, gerçekten böyle." dediğim bir kısım oldu. Aslında kitabın ana olayı da denilebilir. Charlie'nin akıllı olduğunda çok sevileceğini düşünmesi, insanların büyük çoğunluğu bu düşünce yapısına kendini inandırmış biçimde. Ama aslında olanlar Charlie'nin yaşadıklarıyla büyük oranda paralellik göstermekte. İnsanlar, kendilerinden daha iyi, daha akıllı, daha becerikli, daha başarılı insanları sevmezler. Bir tür kıskançlık ve ego tatmininin sonucudur aslında. Ortamdaki en zeki kişi olmak için "aptallarla" takılırlar. Aptal yerine konulan kişinin kendilerini geçmesi katlanılmaz acıdan ibarettir. Gerçekler bu şekilde lanse edilirken kitabın sonlarına doğru Charlie'nin zekasını kaybettiğini fark etmesi, bunun için sürekli bir şeyler yapmaya çözüm üretmeye çalışması ancak çırpındığıyla kalması korkunç acı vericiydi. Kafesin içinde hapsolmuş gibi belki de. Ve başlangıç noktasına geri dönüş... İçim buruk bir şekilde bitirdim.
GölgesizlerHasan Ali Toptaş
"Tıpkı o çöp kamyonu gibi belki bu gece ben de kaybolacağım diye düşündüm. Ya da çoktan kaybolmuştum. "
İki taraflı anlatılan bir kitap. Bir bölüm köy hayatına değinirken diğer bölüm ondan bir parça taşıyan şehir hayatı. Olaylar köydeki berberin kaybolması üzerine başlayıp ilginç olaylarla devam ediyor.
Yazarın zamanlar , mekanlar arası gel git yapması benim için başlarda oldukça kafa karıştırıcı olmakla beraber canımın sıkılmasına yol açtı ancak buna rağmen okunmaya devam ettikçe insanı içine sürükleyen mantığa yatan bir kurgu. Okurken zihni açık tutmak olayları iyi kavramak lazım. Kitaptaki karakterlerin kayboluşu o kadar fazlaydı ve iyi işlenmişti ki ben de okurken kaybolduğumu hissettim. Yazar sürekli olarak insanın kendini sorgulaması, varlık yokluk meselesi, içten içe olan çatışmalar, aidet duygusundan yoksunluk sorunlarını ortaya koymuş. Satırları okudukça bu soruları kendime sormaktan kaçınamadım.
Boşlukta hissi içi kaplarken bu kitabın tıpkı rüzgarda süzülen yaprak hissiyatı verdiğini düşünüyorum (boşluk/savrulma/aidetsizlik). Kesinlikle okuduğuma değdi. Şaşırtıcı sonuyla ( şaşırma sebebimde olayların daha iyi aklıma yatması da etkili.) akla kazınabilecek türdendi.
GölgesizlerHasan Ali Toptaş · Can Yayınları · 200014,1bin okunma