Enes

Enes
@Vivelalibertee
- Mustafa Kemâl Atatürk.
161 okur puanı
Nisan 2019 tarihinde katıldı
9/10
·551 syf.·
2024 7. kitabı
Türk tarihini Marksist bakış açısıyla ve sınıf çatışması temelinde ele alan Türklerin Tarihi serisinin ilk cildi. Avcıoğlu’nun bu serisini önemli kılan bir özellik -sanırım- daha önce Türk tarihini Marksist açıdan ele alan bir yapıtın olmamasıdır. Türk tarihini ele alan tezlerin ve Turancı görüşün ele alınmasından sonra Türklerin tarih sahnesine çıkış kaynağından başlayarak sosyo-ekonomik koşulları da gerektiği ölçüde inceler. Kitapta hoşuma giden şey ise bozkır ekonomisini oluşturan sınıf etmenlerinin yanında Türklerin kültürel yapısına da yer vermesidir. Yazar tarihe romantik şekilde yaklaşmaz. Onun için realite önemlidir. Bu açıdan Doğan Avcıoğlu’nun eseri güncel okumalarla karşılaştırılması gerekirse de sol camiadan böyle bir eserin çıkması kuşkusuz eseri daha da önemli kılar.
Türklerin Tarihi 1Doğan Avcıoğlu · Tekin Yayınevi · 200698 okunma
Reklam
8/10
·196 syf.·
2023 14. kitabı
Sadri Maksudi hoca, millet ve ırk kavramlarının ceşitli dönemlerce nasıl tanımlandığını aktararak başlıyor kitabına. Milliyet hissinin toplumsal bir gerçeklik olmasından yola çıkarak millet olabilmenin psikolojik, ekonomik ve siyasi şartlarını ve milletin oluşma koşullarını ortaya çıkartıyor. İnsanların birleşmelerinin tarih öncesi devirlerden itibaren "klan" biçiminde başlayarak her devirde gerektiği ölçüde gittikçe sistemleştiğini anlatıyor. Milliyetçiliğin, unutulsa bile bir gün tekrardan ortaya çıkabileceğinin tarihi örneklerini, Fin milleti ve Çek milleti üzerinden gösteriyor. Şovenizm'den uzak, demokratik ve bilimsel, barışçıl milliyetçiliğin öneminden bahsetmesi, bilimsel olarak bunun ispatına girişmesi bir hayli önemli. Özellikle Türk milliyetçilerinin kesinlikle okuması gereken bir eser. Hem de Türklükten utanılan, etnik bölücülüğün tavan yaptığı ve kimliklerin düellosunun yaşandığı bir zamanda özümüze sıkı sıkıya sarılmak ve Türk milletini bu cendereden çıkarabilmek için millî düşüncelerimizin kuvvetli olması gerekiyor. Türk milleti esenlikle kalsın.
Türk Milliyetçiliği
Milliyet Duygusunun Sosyolojik EsaslarıSadri Maksudi Arsal · Ötüken Yayınları · 1972158 okunma
10/10
·422 syf.·
2023 10. kitabı
Attila İlhan'ın "ben hayatım boyunca şu okuduğunuzdan daha güzel bir şiir okumadım" dediği kitap 1939'dan 2000'li yılların başına kadar ikili anlaşmalar, krediler, AB'ye giriş, Gümrük Birliği ve IMF, Uluslararası Tahkim, Sağlık ve Sanayide Atılımlar gibi çeşitli konularla nasıl yarı sömürge halini getirildiğimizi anlatıyor. Gayet sade, belgelere dayanan bu kitabı her Atatürk sevdalısı birey okumalıdır. Şu an Türkiye Cumhuriyeti örtülü olarak işgal altındadır. Aydınlarımız sesini duyuramamakta, halkımız uyumaktadır ya da uyumaya itilmiştir. Uyanmalıyız. Ulus devletini, ulusal hukuku, ulusal ekonomiyi savunmalıyız. Batı'da devlet korunurken bize gelince serbest piyasa, neoliberalizm çığlıkları atanlar bilerek ya da bilmeyerek Emperyalizm'e destek veriyorlar. Tam Bağımsız Türkiye Cumhuriyeti tehlike altındadır. Bizim geleceğimiz de. Lütfen okuyalım, okutturalım...
Bitmeyen OyunMetin Aydoğan · Kumsaati Yayınları · 2014167 okunma
9/10
·160 syf.·
2023 8. kitabı
3 perdelik bir tiyatro oyunu gibi sahne, dekor yani kozmos, galaksimiz, güneş sistemimiz ve dünyamız sırasıyla ortaya konulup oynanıyor. İlk önce evrenin nasıl oluştuğunu fiziğin 4 temel yasasından hareketle ortaya koymaya çalışıyor. Daha sonra dünyamız oluşuyor. Yaşam bir noktada koşulları bulunca ortaya çıkıyor. En sonda da kendimizin tarihini inceliyoruz. Kozmos'umuzun ve insanlığın tarihini keyifli bir şekilde, sohbet tarzında, sade cümlelerle, yormadan, bir roman gibi okuyup gidiyorsunuz. Karmaşıklığın, evrimleşmenin, kozmosun hikayesi.
Bilim
Dünyanın En Güzel TarihiHubert Reeves · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025318 okunma
9/10
·320 syf.·
2023 7. kitabı
Öncelikle Jack London'ı ve yazdıklarını çok sevdiğimi belirtmeliyim. Demir Ökçe de beni şaşırtmadı ve akıcı bir şekilde zevk alarak okudum. Bir distopya olan bu eserde Sosyalizm'in ve karşısına konumlandırılmış vahşi kapitalizm'in çatışmasını izliyorsunuz. Bir tarafta inançlarından ve fikirlerinden başka hiçbir şeyi olmayan devrimciler diğer tarafta ise toplumun ağaları, eskinin derebeyleri, şimdinin oligarkları. Sadece isim değişmiş. Emek mücadelesi ve sınıf çatışması aynı. Sosyalizm'in evrimin ve sosyolojinin getirdiği bir zorunluluk, hümanist bir gereklilik olarak okuyoruz. Diğer tarafta ise yığınların tepesine bine bine kendi krallıklarını ilan eden ve ülkeyi kendilerine göre düzenleyen oligark çetesi. Emekçilerin sarsılmaz mücadelesini, sınıf çatışmalarını yaratan toplumsal olguların sarsıcı gerçeklerini çok iyi tanıyorsunuz. Kapitalizm'in, yoksulluğun nedeninin bireyin kendisinden kaynaklandığını belirten hayırsever yardım anlayışını eleştirmesi bir Sosyal Hizmet Uzmanı olarak beğendiğim noktalardan birisi olmuştur. Yoksuluğun, emek mücaledesinin, sınıf çatışmasının yapısal olgulardan doğduğu açıktır. Herkesin bölüşerek yediği, hümanist bir toplum yapısını kim istemez? Elbette aklımda cevaplandırmayı beklediğim sorularım var. Sosyalizm'de demokrasi nasıl işler? İnsanın kazandığını biriktirme hevesi, nesline armağan etme düşüncesi sona erebilir mi? Kapitalizm'in egemen olduğu dünyada, sosyalist bir devlet düzeni nasıl işleyebilir? İnsanlar sosyalist, devletler kapitalist olmaya devam mı eder? Sosyalizm hakkında öğreneceğim çok şey var.
Demir ÖkçeJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202519,3bin okunma
Reklam