Pelagia... Bu kitap gerçekten beni çok etkiledi. Maxim Gorki ile tanışmama vesile olan kitap, o zamanki devrimci mücadelerle de tanışmama vesile oldu. Geçen sene bu kitabın Yunancasını okumaya başlamıştım fakat çeviri o kadar kötüydüki kitap hakkındaki övgülerle bağdaşmıyordu.Bu sene ona bir şans daha verip Türkçesini okudum. Bir kere daha bir kitapda çevirinin ne kadar önemli olduğunu anladım. Kitap Rusya'nın Nijri Novgorod şehrinde geçmektedir.Bu kent ayrıca Maxim Gorki'nin doğduğu kenttir. Bir fabrikada çalışan binlerce işçinin hayatlarından, yine bu fabrikada çalışan Pavel'in, babasının ölümünden sonra, erkeklerin genel hayatından farklı bir hayatı tercih edip, içki yerine kitaplara yönelmesi ve kurduğu farklı siyasi arkadaşlıklar sayesinde, onlarla beraber nasıl bir devrimi başlattıklarını okuyoruz. En önemlisi tüm bunları gören ve yaşayan, kocası tarafından hayatı boyunca hor görülen, tek varlığı oğlu olan, o dönemin annelerinden çok daha farklı bir karaktere sahip, ona dayatılanlara karşı koymayı bilen, gerçek bir devrimci anası, yani Pelagia'nın, hakikatler ve oğlu için nasıl hiç düşünmeden kendini ateşe attığını görüyoruz. Etkileyici, düşündürücü ve bugün var olan bazı değerlerin oluşabilmesi için insanların kendilerinden ödün verdikleri çabalara, inandıkları için yaptıklarına tanık olmak beni etkiledi.Herkesin okumasını tavsiye ederim...