Bankta oturup tüm bunları düşünürken Tanrı'nın ardı arkası kesilmeyen sıkıntılarına karşı giderek daha çok öfkelendim. Amacı beni kendisine yaklaştırmak ve önüme sürekli engel çıkarıp beni tüketerek daha iyi birine dönüştürmekse biraz yanlış bir yol izliyordu bence.
Biliyor musun, bu olmadan evvel insan gündüzleri de yıldızları görür, göğün kapak olmadığını bilirdi. Sonra geceyi de zamana kattılar, yıldızlar dokunulabilir ama görülemez oldu. Gezegenler mıncıklanmış yüzeyleri ile nasıl da soluk ha, bir hayat izi uğruna. Bunlar hayatı içli dışlı bir şey sanıyor Moy, sahip olunacak bir şey, bu yüzden ölüleri de hayatını yitiriyor.
İnsanı ve evcil hayvanları kendi varlığına en çok yaklaştıracak şey ismini unutmaktır ki çağrıldığını duyabilsin. Çağrılmanın sonsuzca sesine karşın bir isimle anılmak alıkonulmaktır. İnsanın ağırlığı, yere var gücüyle basması hep bundan.