''Aynı koşullar içinde bulunsaydım ben de aynı
konumda bulunabilir, benzeri şeyleri yapabilirdim "
demeyen, ne kendini ne başkalarını anlamıştır
ne de insanlık tarihini anlayabilir.
bir şehir genişleyip, surların dışına taşar sa, taşmaya başlarsa, ilk önce şehrin simgesine en fazla zarar veren unsurlar dışarı çıkartılırlar. Örneğin, ortaçağın sonların da endüstrinin gelişmesi sonucu genişleyen ve surların dışına taşan şehirler, önce derici, boyacı gibi ağır kokulu ve pislik ya ratan meslek dallarını dışarı atmışlardır. Ama bu şehir endüst rileşip ticaret ağlarının içine girerse, kapıların dışında ticari ve endüstriyel bir mahalle oluşur ve buna burgus (burç) adı verilir.
Burada oturanlara da burjuva. İşte, tarihin garip cilvelerinden biri olarak, ortaçağ şehrinin kapının önüne koyduğu burjuva, 16.yüzyıldan itibaren başlayan ve sanayi devrimi ile zirvesine çıkan bir süre içinde, en kentli unsur haline gelmiştir. Kapının önüne konulmanın bedelini, kentin kalbini fethederek ödetmiş ve bu fethini damgalamak ve mühürlemek üzere kent kapılarını ortadan kaldırmıştır. Burjuvazinin kenti kapısızdır, her gelene açıktır, çünkü denetim artık kapılarda değil, iktisadi mekaniz maların içinde yapılmaktadır.