Menderes, aslında bir değil, i ki şahsiyetli adamdı. Gerçi herkes az çok ve en az iki şahsiyetlidir. Ama bu art şahsiyet,
asıl ve hakim şahsiyetimize zaman zaman hakim olmazsa o, iç alemimizin pasif bir hali olarak kalır. Ama bu iki şahsiyet ve daha
doğrusu bu biri büyük, diğeri küçük iki benlik; içimizde durmadan savaşır. Küçük insan, zaman zaman büyi.ik insanı yenerse, bizim karar ve davranışlarımıza hakim olursa, o zaman çok şey değişir. Ve hangi iş ve hareketimizin, hangi düşünce ve mantık ölçümüzün, hangi anda, hangi karar ve hükümlerimizc etkin olacağı bilinmez olur.
İşte bir lider için en tehlikeli ruh hali budur. Bu halin, bir lideri nerelere sürükleyeceği bilinemez. Ben öyle sanıyorum ki Menderes'te
bu iki şahsiyetlilik, güçlü ve tehlikeli bir iç alem, ama çelişmeli ve kontrol edilemez bir iç varlık hali olarak daima yaşadı. Ve onun
özbenliğinde, iç varlığında; her zaman zinde, her zaman çatışan bu iki çapraz şahsiyet, birbirleri ile boğuştu, durdu.