"Bir kitabevi çalışanının gözünden günümüz okur profilini gözler önüne seren komik bir anı:
Yaklaşık iki aydır bir kitapçıda kölelik yapıyorum.
Daha önce uzaktan gözlediğim Türk okurunu bu sayede daha yakından inceleme fırsatı edindim. Lakin edinmez olaydım sayın dostlarım. Beşiktaş kanseri olduğum yetmezmiş gibi bir de bu şuursuz kitleye maruz kalıyorum.
Efendim, Zweig'ın Satranç kitabını satranç oynamayı öğrenmek için alanlara, Montesquieu'nun Denemeler'ini isteyenlere, Nutuk'un (evet bildiğimiz Atatürk'ün yazdığı kitap var ya işte o) yazarını soranlara, Emrah Serbes'in Behzat Ç. isminde bir kitabı olduğunu iddia edenlere, Gönülçelen ve Çavdar Tarlasında Çocuklar'ın ayrı kitaplar olduğu konusunda ahkam kesenlere rastlamıştım.
Bunun dışında direkt olarak aptallık yapmayıp, aptallığını farklı yollardan belli eden insanlar da olmuştu.
Örneğin, yüksek lisansa kabul edildiğini belirten bir hanımefendi, kendisine Minima Moralia ve Devletin İdeolojik Aygıtları isminde iki kitabın tavsiye edildiğini söylemişti. (o bölümde yüksek lisansa kadar gelen bir insanın bu kitapları şimdiye kadar duymamış olması ayrı tartışma konusu) bahsi geçen kitapları kendisine verdiğimde ise Minima Moralia'nın kapağını beğenmeyip (ulan Adorno nasıl bir tipin varsa artık) Devletin İdeolojik Aygıtları'nı satın almıştı. (kapağına göre kitap alan insan çok görmüştüm ama kapağına göre kitap alan yüksek lisans öğrencisini ilk defa görüyordum)
Bu anlattıklarımı bir şekilde sindirmiş ve sineye çekmişken sayın dostlarım öyle bir olay yaşadım ki, sanırım beynimde kalıcı hasarlar meydana geldi.
Ankara'nın gri ve kapalı bir gününde karşımda beliren genç hanımefendi (kahramanlarımızın kadın olması tamamen tesadüftür) Albert'in Camus isimli kitabını aradığını söyledi. Evet evet yanlış duymadınız,