Aşk inanmaktır aynı zamanda.Sevgiline gönlünü verdiğin gibi ruhunu da vermektir.Gerekirse benliğini teslim etmektir.Ruhundan ruh,gücünden güç katmaktır.Hayata gücün oranında hazırlamaktır.
Günün bitmekte olan güzelliği içinde,aşıklar nasıl konuşursa öyle konuşup, aşkın ve kendilerine bu kadar acayip bir şekilde bir araya getiren kaderin yarattığı harikalara hayranlık duyarak ve birbirlerini şimdiye kadar hiçbir aşığın sevmediği derecede sevdiklerine,iman edercesine inanarak bir müddet daha oturdular
Bugüne dair notlar;
Sevdiğinin gönlünü sarıp sarmalıyorsa keder ve canını yakmıyorsa senin aşk niye ?
Boğazına dayanmış bir bıçak kadar yakınsa onun yokluğu
Üzülme
Bıçağı tutan elleri tut ve yavaşça ittir.
Bıçak kemik ve kan
Yokluk mecbur o an
Her felaketi,muhabbeti,sevinci,saadeti,dünyanın en büyük hadiselerinden en küçük vakalarına kadar her şeyi, şiir için bir vesile telakki ediyorum.Bana kalırsa,Valery gibi :Tout est prétexte à mon chant" demeli.Bu cümlede hayatımın sonuna kadar ısrar edeceğim.
* Her şey,benim şarkım için bir bahane
Gece göklerden kopmuş bir çığ gibi üstüme düşmekte
Karanlık bir tren düdüğü sesiyle haber ediyor.
Ayrılık yakın.
Yıldızlara sorsan kendi halinde yine.
Dans ediyorlar peşisıra elleriyle
birbirlerine o kadar uzak birbirine o kadar yakın
Gözümü dikip öfkeli bakışlarla onları seyrediyorum
Hangi yıldıza aşık olsam yüz vermiyor
Karanlığa sığınıyorum elime bir bomba alıp yatıyorum
Sabaha karşı patlıyorum kayıp düşüyorum
Yıldızlar ve karanlık aynı istasyonda ve aynı yerlerinde değişen benim elaleme ne