Vural Öztürk

Aşk Eşrefi
Şeref kelimesi çok az kelimenin sahip olduğu ve söylerken ve okurken bazı hassas duygularla insanda mevcut bulunan en yüce değerleri ifade etmede kullanılır.Şerefin eş anlamlı kelimesi onurdur.Normal şartlarda güzel türkçemiz telaffuz aşamasında şeref yerine onur kelimesini kullanmayı makul bulmuştur.Ama gelin şu işe bakın ki onur kelimesinin anlam olarak bıraktığı intibaa şeref kelimesinin heybetinden mahrumdur.Şeref kelimesi telaffuz edildiğinde bana nedense aile şerefindeki Yaşar usta karakterini anımsatır.Herhalde türk filmleri boyunca bu kelimeyi onun kadar güzel ve akılda kalıcı şekilde aksetirebilmiş ve kelimeyi ve değerlerini resmedebilmiş bir karakter daha sayamam.Peki aşkın sana göre şeref kelimesi ile bağlantısı nerededir ? Şeref,insanın şahsi anlamda tüm benliğinin değerini ifade eder.Son zamanlarda çevremde ve sosyal medyada gözlemlediğim aşk ilişkilerinin çoğunda karşı tarafın kişiliğinin karşılıklı olarak hiçe sayıldığının yani şerefinin onurunun değer görmediğine kanaat getiriyorum.Bunu somutlaştırmak gerekirse, ilişki içerisinde aldatmak ve başka biriyle ilişkisi olduğunu bildiği halde buna göz yumup razı gelmek gibi. Bunu yapanlar şerefden yoksundurlar gibi bir sonuca varmıyor yazı.Bundan çıkan sonuç nerde o eski aşklar ya da sevgiler sorusunda eksik yaşandığı iddaa edenlere ya da yaşanmayacak olduğunu ileri sürenlere ve hangi baharatın eksik olduğunu çözemeyenlere cevaptır.Şeref insanın en hümanist kavramıdır.Aşka bir kimlik kazandırdığını bana düşündürüyor. Vu.Öz.
Aşk
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Genellemeleme
Son zamanlarda kendi üzerimde yaptığım gözlemler sonucu hastalığımı keşfettim.Dikkat psikoloji tarihinin en büyük buluşlarından biri olabilir.Birçok şairin ve melankolik ruhlu insanlarında sorununu kıvrak zekamla çözmüş olabilirim.Tezahürat istemez :):) Hastalığın ismini "Genellemeleme" koydum Latince ismini henüz uydurmadım.Bunu daha sonraki uykusuz gecelerimin birinde yaparım.Bu hastalık özlü söz ve aforizma okuyan bireylerde daha sık görülmektedir.Özellikle okudukları kitaplarda genel insanlık hallerinden bahsedilen sözlere zaafları vardır.Ellerine kalem geçtiğinde hemen altını çizmek suretiyle kitaba zarar verirler.Bu türün en kötü huyu altını çizmektir.Son yaptığım araştırmalarda bu insanların hafızalarınında zayıf olduğunu keşfettim.Çünkü onca çizilen söz bir türlü akıllarında yer etmiyordu.Sözlerin ya başı yada sonu hatırlanır bir türlü altı çizildiği sırada kendi bünyesinde uyandırdığı etkiyi karşı tarafa geçiremez. Bu kadar teorik bilgi şimdilik psikoloji ve edebiyat dünyası için yeterli. Kişisel tecrübeler ve örnek faslına geçersek,Ülkemizde her nobele aday bilim adamının başına geldiği gibi yeterli ödenek ve kaynak ayrılmadığı için toplamda bir denekten mürekkep deneyimi kendi üzerimde tecrübe ettim.Ve şu kişisel yargılara ulaşarak bilimsel yönteme yaraşmayacak şekilde çalışmamı sonlandırdım. Hastalığın kaynağı kesinlikle kitaplardı.Kitaplar hayatı bazı noktalarda kişileştirmekten ziyade kitleselleştirip insanları hayata seyirci konumunda tutuyordu Mesela ne kadar ağır gelir insanın kalbine şunları birilerine söylemek düşünün ve de neden söylenmediğini düşünün.Acının kaynağı bizlermiyiz yoksa söylemediklerimizde mi ? Örnek vermek gerekirse; Kalbimi sen kırdın ! Beni sen mutlu ettin iyi ki varsın ! Beni öyle üzdün ki ! Seni deli gibi seviyorum! Senden
Psikoloji
Özkaralama
Hiç söylenmemiş bakir sözlerden uzanır bir gölge Geceye sımsıkı sarılmış şarkısı içinde Kulaklarına güzel bir melodi çalınır uzaklardan Güzelliğe yakılan her debdebeli nağme Soğuk bir ürperti gibi geçer giderdi arkandan İçine bir şey doğar Ya da içinde birşeyler ölürdü Bu kez doğmadı Hani sanki beni içerden içeri astılar Hani sanki beni içerden içeri vurdular Gerçek öyle kolay söylenmiyor dost tarafından Cömert davranıp söylense tamah etmezdim şarkılara Sesini sonuna kadar açmazdım bir arabada Aşağılanmaz hor görülmezdim Ben ilkin sevdim sonra aşık oldum Halbuki aşk çok övülmüştü Ben aşık olacaktım ama aşık olmuştum. İnsan sahip olabilir miydi duygularına Suyu veyahut havayı Elinde sıkıca tutup hükmedebilir miydi ? Duyguların mülkiyeti bende değil miydi ? Gönlüme ateş düşünce bacayı sarmış vaziyette Boş bir su bardağı elimde saatlerce kalırdı Hiçbir kitap tam anlamıyla okunmazdı Uyumak bir hobiydi hemde lüks bir hobi Yanlız yürüyüşler düzenlerdim her gün geleneksel Peki ya gün sonunda Oğlan ile kız birbirini severdi beyaz perdede Bense elimde olmadan burnumu çeker Gözlerimi ovuştururdum
Şiir
Diriliş saati
Ey bir emre hazırlanan simsiyah gecede Karanlığı emip emip de gebe kalan Ey her depremden sonra biraz daha doğrulan Herkesin Veba girmiş bir şehrin hem halkı Hem seyircisi olduğu bir günde Ey düştüğü yerden kalkmaya hazırlanan ülke. Her damlası bir zafer müjdecisi Bir posta eri gibi Yağmur yüzümüze değince Çıkacağız yola. Çıkacağız yola Hesap günü gelince Yağmur yüzümüze değince Güneş bir mızrak boyu yükselince #adilerdembeyazıt youtu.be/nWVvnb-9kxc
Şiir
SİGARA ÜZERİNE
İki parmağım arasına sığınmış bir sigara Ucunda sönük bir umut başı öne eğik Her nefeste harlanır cızırdar ve söner Sonra soluk benizli bir duman içeri ötekiler dışarı Çokca efkar tıkanmış boğazıma kadar Ve uzun uzun dalar gözlerim boşlukta Derinde birşeyler yanar cayır cayır Boşlukta cevap bekleyen sorular vardır. Bu duman sigaradan mı gelir eyy ateş Yoksa yanan kalbim midir eyy kardeş İçerken başladığım sigarada Biterken sönen cigara mıdır Sen aşkını yutkun Çak ! gazı bitmiş bir çakmak yada ıslak bir kibrit ile Sen sıkıntına sarıl Çek ! öksürerek dumanı tüm gücünle Sen özlemini gider Söndür ! sigaranı yada cigaranı son nefesinle
Şiir