Selçuk M.

Oğul babasının karşısına geçerek ciddiyetle, "Seni sevmemin benim için bir ödev olduğunu ispat et, baba!" desin. Babası bunun karşılığını verebilecek, söylediğini ispatlayacak durumda ise bu ailenin yalnız mistik, geri düşünceler üzerine değil, kişisel sorumluluk esasına uygun, insanca temellere dayanmış normal bir aile olduğu ortaya çıkar. Baba soruyu olumlu bir şekilde cevaplayamazsa, o aile yıkılmıştır. Adamın babalık hakkı yok olur, oğlu onu kendine yabancı, hatta düşman saymaya hak kazanır.
Sayfa 988·Kitabı okudu
Reklam
Hemen hatırlatalım ki İslamın kadına önem ve değer verir olduğu ya da Muhammed'in kadını yücelttiği iddialarına, yazarlar, genellikle 19. yüzyıl ortalarından itibaren sarılır olmuşlardır. O zamana gelinceye kadar hiç kimsenin aklından kadın haklarını savunma fikri geçmemiştir. Aksine İslam dünyasının yazar ve düşünürleri, şeriat verilerine sarılmış olarak, kadının "aklen ve dinen" eksik yaratıldığını, nikâh denilen şeyin kadın için kölelik olduğunu ve kadının dinsel görevinin erkeğin hizmetini görmek ve onu cennetlere hazırlamak bulunduğunu, tek bir ağız şeklinde söyler olmuşlardır.
Sayfa 39·Kitabı okudu
Yağmur duasına çıkmış insanlarımızın bu feza çağında hâlâ doğaüstü güçlerden medet uman ve teknolojinin nimetlerinden kendi gayretleriyle yararlanacak yerde, her şey için göklere yalvaran hali sizleri düşündürecek ve kuşkusuz üzecektir. Fakat bu resmin sizi asıl rahatsız edecek olan yönü, Türk kadınının kara çarşafa tıkılmış ve umacı giysilerle erkeklerin gerisine atılmış, insanlık haysiyetinden yalınmış zavallı ve acıklı duruşudur. Bir zamanlar erkeğin yanında, ona eş durumda ve saygınlığa sahip ve hükümet etmeye layık kılınan Türk kadınının, Atatürk devrimlerine rağmen, bugün yine şeriatçının pençesine düşmüş olarak bu hazin duruma itilmişliği, muhakkak ki utanç vericidir.
Sayfa 25·Kitabı okudu
"Elbet değil nasîbî mezellet kadınlığın Elbet değil melekliğin ümmidi zulmü şer Elbet sefîl olursa kadın, alçalır beşer Lâkin bugün hep onlara â'îd yığın yığın Endişeler, kederler, eziyetler, iğneler..."
Sevgili çocuğum, sevdiğin kadından, işlediğin bir suç için af dilemekten Tanrı korusun seni! Hele sevgilinden, en çok ondan; ne kadar suçlu olursan ol! Kadınlar öyledir ki birader, dertleri şeytan başına, hiç değilse bunları bilirim ben! Hele birine, "Suçluyum, kusura bakma, affet!" demeye kalk, sitemlerinden soluk alamazsın! İçtenlikle, kolayca affetmez, paçavraya çevirir seni, olmamış şeyleri de hesaplaşmaya katar, her şeyi toplar, bir şeycik unutmaz, kendinden ekler ve ondan sonra bağışlar seni. En iyisi bile böyledir, en iyisi! Kıyıda bucakta ne kalmışsa kazıya kazıya toplar, kafana boca eder. Hepsinde, hayatı onlarsız mümkün görmediğimiz şu meleklerde var bu canavarlık!
Sayfa 791·Kitabı okudu
Reklam