Nasıl etmeli de ağlayabilmeli
farkına bile varmadan?
Nasıl etmeli de ağlayabilmeli
ayıpsız,
aşikâre,
yağmur misāli?
Neylersin alışkanlık
için kan ağlarken yüzün güler
dikilitaş gibi dinelirsin yine.
Yavrum, erişmek ne müşkülmüş meğer,
anneler gibi ağlamanın yiğitligine?
Ruhum ne ondan önce vardı, ne ondan ayrı bir sırrın kemâlidir,
ruhum onun, o dışımdaki âlemin bende akseden hayālidir.
Ve aslından en uzak ve aslına en yakın hayal
bana ışığı vuran yârimin cemālidir...
Bir kapının eşiğinden geçtiğimiz anda her şeyi geride bırakabilseydik keşke. Kapıyı ardımızdan kilitlediğimiz anda bütün kötülükler ve uğursuzluklar dışarıda kalabilseydi ne güzel olurdu. İnsan her kapıya böylesi bir umutla elini uzatır ama unuttuğu bir şey var, o karanlık, vücudunun her bir hücresine ve ruhuna sirayet etmiştir bir kere.