Schopenhauer, Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar kitabında;
“İnsanları incitmek
kolaydır, onları iyileştirmek ise zor, hatta
olanaksızdır.” diyor. Kırmak, yapmaktan her zaman daha kolaydır. Ve kırılan her şey, değişir ve farklılaşır. Yani bi insan değiştiyse muhakkak kırılmıştır
"Güldü. Bütün yüzüne yayılan, açık, temiz, yalansız bir gülüşle güldü. Eski bir dosta güler gibi güldü... Bir insanın diğer bir insanı, hemen hemen hiçbir şey yapmadan, bu kadar mesut etmesi nasıl mümkün oluyordu? Ahbapça bir selam ve temiz bir gülüş... Ve ben bu anda başka hiçbir şey istemiyordum. Dünyanın en zengin adamıyım. "
I.
Gece yine geç vakitte indi şehrin omuzlarına,
Bir yerlerde, rutubet kokan bir apartmana bir karanlık gölge yaklaşıyordu.
Ağır ve sarhoş adımlarla içeri girdi.
Bir adam değil,
Kendi ezikliğini yumruk yapmış bir öfkeydi o.
Adımlarında korkunun kokusu, soluğunda öfkenin zehri saklıydı.
Kadın ayak seslerinden tanıyordu yaklaşan felaketi.
Asansör yine bozuktu,
Öfke merdivenleri ağır ağır çıkıyordu.
Bu karanlık gölge yalnızca bir evi değil,
bir kadının tüm ömrünü çökertmeye geliyordu.
(Bazı kadınlar
Kocalarının ruh halini
Anahtarın kilide giriş şeklinden anlardı.)
Anahtarın kilitte dönerken çıkardığı o metalik, o soğuk ses,
İçeride,
kalbi göğüs kafesine sığmayan bir kadının infaz saatini duyuruyordu.
Kadın korkuyu sesizce sofraya koyuyordu.
Kalbi sanki kaburgalarını kırıp kaçmak istercesine çarpmaya başlamıştı.
Kadın,
sessizce kapıya doğru yürüdü.
(Çünkü bazı kadınlar
Kendi evlerinde misafir gibi yürümeyi öğrenmişti zamanla.)
Kapı açıldı.
Adamın yüzünde,
bütün gün biriktirilmiş karanlık, hıncını çıkarma duygusu.