"Bak, biz evimizde hep bir şeyle mücadele ederdik, çoğunlukla da açlıkla. Babam patronlarla, ben okulla mücadele ederdik ve hep kaybederdik. Uzun bir süre sonra artık hep kaybedeceğimiz yerleşmişti bilinçaltımıza. Babam çevresi köpeklerle sarılmış ve köşeye sıkışmış bir kedi gibi savaşıyordu. Er geç bir köpek öldürecekti
onu. Ama yine de dövüşmekten geri kalmıyordu. Bunun umutsuzluğunu görebiliyor musun? İşte ben bu umutsuzluk içinde büyüdüm."
Her şey o kadar basitti ki! Bir kez teslim olmayagör, gerisi kendiliğinden geliyordu. Hani, çok güçlü bir akıntıya karşı yüzmeye çalışırken birden vazgeçip kendini akıntıya bırakırsın ya, öyle bir şeydi işte