- Büyükler gibi konuşuyorsun!
Bu beni biraz utandırdı. Ama o, gözümün yaşına bakmadan ekledi:
-Neyin ne olduğunu anlamıyorsun, her şeyi birbirine karıştırıyorsun!
Gerçekten sinirlenmişti. Altın sarısı saçları rüzgârda savruluyordu:
- Kırmızı bir beyefendinin bulunduğu bir gezegen biliyorum. Hayatında hiç çiçek koklamamış. Hiç bir yıldızı seyretmemiş. Hiç kimseyi sevmemiş. Hayatında hesap yapmaktan başka hiçbir şeyle uğraşmamış. O da tıpkı senin gibi bütün gün "Ben ciddi bir adamım! Ben ciddi bir adamım!" diye tekrarlayıp duruyor ve şişiniyor. Ama o bir adam değil, bir mantar!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Dostoyevski'nin işlediği insanların hepsi nazik, iyi kalpli, cömert, eli açık, aziz, ne var ki hepsi de istisnasız deli. Öyle işte! İnsan sadece işine gelince, çıldırınca ya da korkunca iyidir.
Sanki bazen içindeki kaybolmuşluk yavaş yavaş düşünmeye çalışıyor ve tıpkı rüyada gibi derinlerden mırıldanıyordu: 'Geri dön! Henüz özgürsün! Mecbur değilsin!' Fakat kanında işleyen o makine, konuşmayan, ancak sinirlerine ve tüm uzuvlarına hükmeden o makine onu görünmeyen bir 'Mecbursun'la öne doğru itiyordu.