Uzun bir yolculukta neler yapabilirsiniz? Müzik dinleyebilirsiniz bununla birlikte "overthinkleyebilirsiniz". Nedir bu derseniz eğer olan veya olmamış herhangi bir konu, bir kişi veya bir olay üstüne düşünmek de düşünmek. Bir anda dalıp gitmek gibi farkı dalıp giderken fark etmezsiniz ama düşünürken neyi düşündüğünüzü gayet iyi bilir,bilinçli yaparsınız. Ben de bunu yaptım. Düşündükçe düşündüm durdum. Aklımda da bir soru vardı. Küçük Prens'den bir soru "bir çiçeği büyüten sevgi, insanı değiştirmez mi sanıyorsun?". Cevabını sekiz saatlik bir yolculukta bulamadım. Çiçek gibi bakılan insanlar değişmezler mi ya da şans verildiği zaman bunu göremez miyiz? Bunu düşündüm ama bu soruların cevaplarının bende olmadığını anladım. Ya ben o insanı bulamadım ya da gerçekten bu soruların cevaplarını verecek "the one" kişisi yok. İkisi de üzücü ve düşündürücü.
Sex and the City dizisini izlediyseniz veya izliyorsanız orada bir ilişki veya mutluluğun bitişinin ardından gelen acının o mutluluk veya ilişkini süresinin yarısı kadar bir sürede geçtiğini işlediği bir bölüm görürsünüz. Sizce de böyle mi? Diziyi izleyen ve duyguları olan,bu duyguları yaşayan biri olarak soruyorum. Carrie olsaydınız Big ile olan ilişkinizi bir yılda unutur muydunuz veya acısı geçer miydi? Big ile ilgili bir şey görünce,duyunca veya konuşunca tekrarlanmaz mıydı? Teoride olan ve sadece bir dizide gördüğüm bu düşünce kafamda başka soru işaretlerine yer verdi. Bir mutluluğa ulaşmak için o yola çıkmak gerekmez mi? Bunu yaparken acıyla değil de genelde nötr duygularla yaparız. Peki aynı şeyi bitirmek neden acı verir,bizi neden üzer? Bitirmek de başlamak gibi nötr olmalıydı diye düşünüyorum. Daha adil olmaz mıydı? "Sürecin yarısından" daha fazla acı çekiyorken aslında hiç olmaması gerekmez miydi? Belki de tüm bu düşüncelerim dönem farkındandır. Bilmeyenler için dizi 98-99 döneminde çekiliyor ve bu konuşmalar o dönemlerden. Bu tarz ve daha birçok soruya cevap bulmamız gerekiyorken 25 yıl sonra aynı soruyu soruyoruz. Fiziksel olarak hayatlarımız kolaylaşırken duygusal açıdan her geçen gün daha da çöküyor muyuz?