Bugün Rezonans Kanunu kitabına yapılan bir yorumu izledim. Hepimizin başına zaman zaman psişik olaylar gelebiliyor. Düşündüğümüz birinin bizi araması, daha önce söylediğimiz bir şeyin başımıza gelmesi gibi… Buradaki soru şu: Bu şey başımıza geleceği için mi düşündük yoksa düşündüğümüz için mi başımıza geldi?
Yorumu yapan şöyle bir açıklama getiriyor: Bir şeyi düşündükten sonra o şeyi başımıza geldiğinde aslında kalbimizden geçen şeyi fark ediyoruz ve kalbimizin dileğine şahitlik ediyoruz. Kitapta sözü geçen de aslında dileğimizi zihinden dilemek değil de kalbimizden dilemek. Ve kitabın çabası diyor zihinden istediğimizi kalbimize indirgemek ve ekliyor: madem zihnimizden geçen değil de kalbimizden geçen oluyor. O zaman kalbimizi temiz tutmakla ve güzel hisler taşımakla işe başlayalım. Belki de yaşamımızda sürekli şikayet edip tüm sorunları dışsal sebeplere bağlayıp, kendi kusurlarımızı görmemek kalbimize güzellikleri yerleştirmekteki en büyük engeldir…