Çok sınırlı bir izleyici tarafından görülse de filmleri evrensel dilleriyle Doğu Avrupa'da yaşayan milyonlarca sıradan insanın duygularını ifade eder. Bütün bir yaşam boyu süren çaba boşa gittiği için, küçük entrikaların kurbanı olduklarından yaşadıkları düşkırıklığı ve oyuna getirilmişlik duygusudur bu; politik maceralarla faka bastırılmışlardır ve farklı düzendeki farklı aktörlerde, farklı ideolojide aynı yozlaşmış dünyayı görebilmektedirler. Kimseye güvenilemez ve hiçbir şeye inanma olanağı yoktur çünkü bütün idealler, çaresizleri istismar etmekte kulanılmıştır. Bu çok olumsuz dünya imgesi, dünyanın öbür taraflarında paylaşılan ortak bir görüşün ta kendisi olmuştur.