Sadece zevkleri için yaşayan, ruhu uyum içinde olmayan, hangi besinleri tükettiğini fark etmeyen kişi erdemden yoksun avare bir kişidir. Bu kişi MARA'nın ve bencil arzularının etkisi altında savrulur, tıpkı zayıf bir ağacın rüzgârda sallanması gibi.
Bugünkü hayatımız dünkü düşüncelerimizin eseridir. Yarınki hayatımızı da bugünkü düşüncelerimiz oluşturur. Hayatımız aklımızın eseridir. Saf bir akılla konuşan ve davranan kişiyi sevinç izler; tıpkı kendi gölgesinin insanı izlemesi gibi.
Onların şehvetleri asla tatmin olmaz. Kendilerini beğenmiş, saygısız ve gururla sarhoş olmuş kişilerdir. Kötü olan şeylerin ardından körü körüne koşup dururlar. Yaptıkları işlerin sonuçları daima kötüdür. Yaşamın sadece tek bir amacının bulunduğunu, onun da duyguların tatmini olduğuna inanırlar. Ve bu nedenle, onlar sadece ölümle kurtulabilecekleri sayısız dertlerle bunalım içindedirler. Endişe, onları aşırı derecede şehvete ve öfkeye sürükleyerek, yüzlerce zincirle bağlar. İhtiraslarını tatmin etmek için, namussuzca kazançlar için durmadan çalışırlar.
"Bunu istiyordum ve işte şimdi onu elde ettim. Şunu da istiyorum, ileride onu da ele geçireceğim. Bütün bu mal mülk benim, yarın daha da fazlasına ulaşacağım. Şu düşmanımı rezil ettim, geri kalanları da mahvedeceğim. Ben insanların yöneticisiyim. Bu dünyanın zevklerinden büyük bir haz alıyorum Gayet başarılı, kariyerli ve güçlüyüm. Bir benzerim daha yok. Ben son derece zengin ve kutsal bir insanım. Gezip tozacağım, bunun yanı sıra sadakalar vereceğim hatta ilâhlara adaklar sunacağım" şeklinde kendi kendilerine söyledikleri bu şeyler, cehaletin körlüğü içinde olduklarının göstergesidir.