Hollanda Groningen Üniversitesi'nden Kees Keizer bu teoriyi test etmek için, bir normun ihlalinin insanları diğer normları da ihlal etmeye teşvik edip etmediğini soruyordu. Bir çite (yasak olduğunu belirten bir işaret bulunmasına rağmen) bisikletler bağlandığında insanlar, o çitteki bir delikten (yasak olduğunu belirten bir işaret bulunmasına rağmen) diğer tarafa geçmeye daha meyilli oluyorlardı. Duvarlarda grafiti varsa insanlar etrafa daha çöp atıyordu. Yerler çöplerle dolu olduğunda insanlar beş liralık bir banknotu çalmaya daha fazla meylediyorlardı. Bunlar, kötü davranış oranlarını iki katına çıkaran büyük etkilerdi. Aynı normun ihlal edilme ihtimalini artıran bir norm ihlali bilinçli bir süreçtir. Ancak havai fişeklerin sesleri bir insanı daha fazla çöp dökmeye itiyorsa daha bilinçdışı süreçler devreye girmiş demektir.
....:"Bir sürü insan var, illaki birisi öne çıkacaktır." Seyirci etkisi, öne çıkmanın bedelinin rahatsızlık olduğu tehlikesiz durumlarda gerçekleşmektedir. Tehlikeli durumlarda ise ortamda ne kadar çok insan varsa bireyler o kadar fazla öne çıkmaya hevesli olurlar....
*Ürkütücü ve belgeli bir seyirci kalma örneği okumak isterseniz Google'da iki yaşındaki Wang Yue'nin nasıl öldüğünü araştırın.
Sosyal duyguları işlemede öncü konumdaki bazı beyin bölgeleri-PFC, insular korteks, anterior singulat korteks ve amigdala- tonlarca içeriden bilgi alır. Bu da, bu bölgelerin pek çoğunu harekete geçiren güvenilir bir saldırganlık tetikleyicisi olan acının açıklanmasına yardım ediyor. Tekrar eden bir unsur olarak acı, saldırganlığa sebep olmaz. Sadece önceden var olan saldırganlık eğilimlerini azdırır. Diğer bir deyişle acı, saldırgan insanları daha da saldırganlaştırırken saldırgan olmayanlarda tam tersi bir etki yaratır.
Kimseyle alay etme, asla kimseyi gülünç duruma düşürme, kalbinin en ücra köşesinde bile yapma bunu. İnsan yaşamı alaya alınamayacak kadar hüzünlü ve ciddidir.