Hem ben de pek o kadar akıllı sayılmam. Olsaydım, elli papele bir yatak karşılığında arpa taşıyıp durmazdım. Aklım olsa, birazcık bile olsa, kendi toprağım olur, kendi ekinimi kendim yetiştirirdim. Hem tüm işi sırtlayıp hem de hasadı başkalarına vermezdim.
Belki de iyilikten nefret edebilirsin. Bunları söylerken kendi ilkelerime, öteden beri verdiğim vaazlara aykırı konuştuğumu da biliyorum. Geceleri uykusuz kalacağım, sabahlara kadar oturup bunları düşüneceğim. Tanrı biz kullarından ne istiyor? Tanrı'nın istediği iyilik mi yoksa iyiliği seçebilme şansına sahip olabilmek mi? Kötülüğü seçen biri gerçekte iyiliğe zorlanan birinden daha mı geçerli Tanrı'nın gözünde?
Kaprislerimiz, isteklerimiz yerine gelse bundan ilk biz zararlı çıkarız. Bize daha fazla serbestlik vermeyi, ellerimizi çözmeyi, hareket alanımızı genişletmeyi, üstümüzdeki vesayeti kaldırmayı deneyin bir... sizi temin ederim, o anda tekrar vesayet altına girmeye can atarız.
Kim olursa olsun, insan daima, her yerde akılla çıkarın buyurduğu gibi değil, canının istediği gibi hareket etmeyi sever; arzularımızın çıkarımıza tamamıyla ters düşmesi de mümkün, hatta bazen zorunludur.