Kötü olmak, ayıplanan bir şeydir şüphesiz. Hâlâ kıyametin uğramadığı bu dünyada, "Kendine yapılmasını istemediğin şeyi başkalarına yapma!" felsefesi sayesinde/yüzünden insanlar iyiliği istemese bile tercih etmek zorundadırlar.
Huzuru sağlamak için sadece insanların "Bana yapılmasını istemem, o hâlde başkasına yapmamalıyım." gibi çıkarımlar yapmasını beklemek ya da toplumsal ayıplanma yeterli gelmez. Bunun için ağır aksak çalışan yargı sistemleri, hangi tarafın daha gaddar olduğunun anlaşılmadığı gardiyan-makhûm ilişkilerinin bulunduğu hapishaneler, "zorla" iyiliğin seçtirildiği ıslahevleri kurarlar.
"Doğru"yu tercih etmek zorunda olan, iyiymiş gibi davranan sadece halk değildir. Hükümet de bu durumdadır. Onun tek bir yanlış hareketinde, bu duruma neredeyse sevinerek ortalığı ayağa kaldıracak muhalefet vardır. Romanda, F. Alexander ve arkadaşları, hükümeti daha da zor duruma düşürmek için, Alex'i bir evde kilitli bir şekilde ona acı veren müzikle -Ludovico Yöntemi yüzünden müzik artık ona ızdırap vermektedir- bırakarak intihara iterler. Devlet de daha zor duruma düşmemek için Alex'e oldukça iyi bir teklifte bulunur ve Alex kabul eder, eski hayatına geri döner.
Hükümet de Alex de F. Alexander da yaptıklarını doğru olan olduğu için yapmaz. Çıkarları için yaparlar. Bu durum akıllara şu soruları getiriyor:
Gerçekten iyilik var mı yoksa çıkarlarımız için mi "iyi görünmek" istiyoruz?
Yeri geldiğinde mağdur olan da ilerde başka insanların mağdur olmasına sebep olabilecek davranışlarda bulunmuyor mu?
Muhalefet, hükümete olan nefretinden mi yanlışlara, haksızlıklara ses çıkarıyor?
Tüm insanlığın iyiliği için bir sistem kurulabilir mi?