İyiler eziyet görüyor ve görmezden geliniyor. Kötüler her yere egemen oluyor ama böyle bir egemenliğe “mutsuzluk” denilebilir. Çünkü mutlak bir yıkım ve gösterişle sahte krallar, sahte bilgeler, sahte kahramanlar, olduklarından farklı görünmeye çalışıyorlar. Güneş Ülkesi sakinleri bu durumdan bakarak, dünyanın sebebi bilinmeyen bir keşmekeş içinde olduğu sonucunu çıkarıyorlar.
Sayfa 82 - İlgi Kültür Sanat, 2. basım·Kitabı okudu
İnsan, diyorum, o kadar aptal ve o kadar boş ki, bizlerin sadece kendisi için yaratıldığına ikna olmuş; insan, son derece öngörülü ruhuyla, şekeri arsenikten ayırt etmeyi bilemez, güzel muhakemesinin maydanoz zannettiği baldıran otunu da yutuverir. Sadece duyguların ilişkisiyle akıl yürütüldüğünü savunan insan, bununla birlikte, bütün yaratıklar arasında, en zayıf, en yavaş ve en yanlış duygulara sahiptir. İnsan ki sonuçta doğa, onu her şeyden yaparken canavarlar gibi yaratmıştır ama ayrıca içinde bütün canavarlara hükmetme ve onları yok etme duygusunu dahil etmiştir.
Eğer ebediyet uçsuz bucaksız bir süreden ve sonsuzluk sınırsız bir alandan başka bir şey değilse, Tanrı ruhları ölümsüz kılabildiği gibi, dünyayı da sonsuz yaratabilmiştir. Dahası dünyamızın sonsuz olmadığı varsayılırsa, Tanrı'nın kendisi de, hiçbir şeyin olamadığı bir yerde bulunamayacağından, dünyanın büyüklüğünü de artıramayacağından ve kendi mekanına da bir şeyler katamayacağından sonlu olacaktı.