Lilith

3/10
·240 syf.··
2025 39. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 03 Temmuz 2025 14:07
Bu Atsız'ın okuduğum ikinci kitabı, diğeri de Ruh Adam'dı. Bu iki kitap üzerinden fikirlerimi yazmak istiyorum. Deli Kurt tarihi bir roman güzel. İsa Çelebi'nin oğlu olan Murat üzerinden yazılmış hikayesi olan bir kitap. Tarihi romanları severim, aslında tarihi kronolojiyi sıkıcılıktan kurtararak hayal gücümüze hizmet eder. Atsız'ın siyasi bir yazar olduğunu, Türkçülük ülküsü üzerine eğilimini biliyoruz. Ülkü ocaklarında vs yuceltilir ve sevilir. Edebi yazınına, üslubuna bir sey diyemem normal bir romancı o bakımdan yalnız benim iki kitapta da kafama cok takılan yerler var. Türk'ün ilkesine uymadığını düşündüğüm şeylerden bahsedeceğim. Ruh Adam kitabında da Deli Kurt'da da kadın ve erkek karakterleri kendi kalıpları içinde idealize ederek çiziyor. Idealizeden kastım da yine gerçekçilikten uzak astigi astık kestiği kestik, mükemmel güçlü, yakışıklı, karizmatik kendi türü içinde eşi benzeri bulunmayan bir adam örneğin. Bu beni bir kere uzaklaştırıyor zaten ki Deli Kurt kitabında da Osmanlı soyundan olduğu her halinden belli sayamayacağınız kadar meziyet sahibi bir şehzade var. Bu şehzademiz ve Ruh Adamda da aynı konu vardı, genç yaşında evlenir dili dişi olmayan bir efendi hatunumuzla(nedense bir Tomris, Ece, Bozkır soylusu olmaz bu kız) evlendirilir. 9 ay sonra da bir kızı olur. Hikaye de tam filmlik bir hikaye güzel, Ancakkkk, Bu beyzademiz bir peri kızına aşık olurrr. Kız guzel mi güzel, maharetli mi maharetli, güçlü mü güçlü, yetenekli mi yetenekli... 240 sayfanın yarısı beyzadeyi yarısı da peri kızını tasvir eder. Bunda da sıkıntı yok görünür, bu tarz anlatım olgunlaşmamış bir okur için gayet çekici olabilir. Biz Kafkanin dediği gibi kitaptan başımıza balyoz yemiş etkisi isteriz neyse. Evli ve çocuklu bu sehzademiz de bu dünyalar güzeli peri kızına aşık olmasın mı
Deli KurtHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202019,6bin okunma
Reklam
Sen de mi Karadavi ...
Puan vermedi·335 syf.··
2025 27. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2025 16:50
Farklı mezheplere ve din alimlerine ait dini kitaplar okumaya gayret ediyorum ki her görüşü anlayayım diye. Ancak hemen hemen hiçbir kitapta elle tutulur, tatmin edici cevap ve bilgiler bulamıyorum. Karadavi ünlü bir Mısırlı alim. Hadis ve icma üzerine köklü fikirleri var sanıyordum. Hadise çok değer vermesine şaşırdım biraz. Kendisi maliki mezhebine mensup ve mezheplerde zorunluluk olmadığı, mezhepleri araştırıp seçebileceğimiz dışında bana katkı sunduğu bir alan olmadı. Özellikle rüya ile ilgili bölümde desteklediği fikir hayalci geldi bana. Vahiylerin bazılarının böyle geldiğini savunarak rüyanın yerini kıymetli görüyor kendisi psikolojik yönünü göz ardı ederek. Sıradan insan ile peygamber ayrımı yaptığı yerde de okuduğum her dini kitaptaki kalıpları izledim. Bu tarz kitaplarda hikmet aramanın doğru olmadığının farkındayım çünkü tek doğruyu bildiklerini düşünerek yazıyorlar. Buna rağmen ben din alimi olsam şu ayeti kullanarak 'size kuranı anlayabilesiniz diye Arapca indirdik' işte böyle de doğru dinimiz demezdim. Koskoca alim benle dalga mı geçiyor diye düşündüm. Cesur ve dik duruşlu bir alim bulana kadar devam okumaya
İslam Fıkhını Yeniden OkumakYusuf el-Karadavi · Nida Yayıncılık · 201228 okunma
9/10
·415 syf.··
Beğendi
·
2024 98. kitabı
Türk Edebiyatını okumaya başladığım zaman bu kitap benim için zirveydi. Tabi sonrasında Yaşar Kemaller, Sabahattin Aliler, Hüseyin Rahmiler ...vs çeşitli büyük ustaları okudum ve Huzur un etkisi silikleşmeye başladı. Ancak tekrardan okuduğumda tekrardan benim için zirvede yerini aldı. Kitap Tanpınar'ın ilk romaniymis çok ilginç bir bilgi bu benim için, çünkü aynı zamanda en iyi kitabı. Huzur'dan sonra Suat'ın Mektubu, Mahur Beste yi okudum şimdi Aydaki Kadin var elimde onu da okuyacağım, şiirlerini okumuştum zaten. Hala açık ara farkla Huzur kendisinin en iyi kitabı kanımca. Öncelikle Tanpınar dili diye bir kavram var benim için. Benim için diyorum çünkü bütün yazarlar güzel bir Türkçe, güzel bir dil kullanıyor ne var ki benim günlük konuşmama etki eden sadece Tanpınar okuduğum zaman oluyor. Betimlemeleri zevkle okuyorum, her cümleyi ayrı bir hazla okuyorum. Üslup konunun önüne geçmeden harmanlanarak bir şölen sunuyor bana. Karakterlere tek tek kısaca yer vereceğim. Yazar hep bir çatışma içinde zıt kavramları birleştiriyor ve bu ikilik hem bizi hem medeniyetimizi oluştururken kendi kimliğimizi kaybetmememiz konusunda da ısrarcı. Medeniyet konusunda değindiği konular ve içerik üzerine zaten akademide tezler, makaleler havada uçuşuyor. Ben şimdi okur olarak kendi analizimi yapmak istiyorum. Mümtaz, canım Mümtaz. Kendisi ile özdeşleştiği ile ilgili yazılar okudum tabi ne kadar doğru bilmiyorum. Mümtaz yazarın gözünde aslında hayal adamı. Doğu ile simgelenen Mümtaz entelektüel, hisli, musiki hayranı, duygu adamı. Harekete geçme konusunda geç kalması ona neye mal oldu biliyoruz. Özellikle İhsan in fikir adamı ol dediği yerde de aslında Mümtazin duygu adamı olduğunu söylüyor bize Tanpınar. Mümtazı çok seviyorum. Gerçek dışı bir aşk duygusu ile 20li yaşlarımın başında beni
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201921,3bin okunma
Puan vermedi·1062 syf.··
2024 53. kitabı
Tolstoy benim bu yıl kitaplarını bırakamadığım tonton dede. :) Bu kadar büyük bir edebiyat eseri için inceleme yazmıyorum sadece karakterler hakkında konuşmak istediğim için fikirlerimi yazıyorum. Savaş ve Barış kitabında olduğu gibi okumaya başladığımdan beri karakterlerle kafamda yaşıyorum. Hemen başka kitaba geçtim ama yine de Levin, Anna, Alexsey, Vronsky... hepsiyle muhakeme içindeyim. 2012 yapımı Keira nin oynadığı filmi izledim şimdi de hayal kırıklığı resmen. Yönetmen adini bilmediğim sahneleri tiyatrodaymışız hissi veren bir şekilde değiştiren bir teknik kullanmış hikaye ile dalga geçiyor hissi yaşadım. Levin şuan platonik aşkım filmdeki Levin ile kitaptaki ne alaka. Neyse kitaba döneyim. Tolstoy bu hikayeyi bir komşusunun hayatından esinlenmiş bir yazıda okudum. Toplumsal ahlak kuralları ile ilgili ne düşündüğünü aslında biliyoruz bence kendisi dini düşünceleri ağır basan ve bunun yanında insanı çok iyi tanıyan ve politika felsefe gibi pek çok alana hakim bir usta yazar. Bu kitapta da Anna üzerinden kadını ve kadının toplumda ahlaksal değerini anlatirken aslında kitabın yarısını oluşturan Levin ile Nehudovda olduğu gibi ahlaki anlamda bir idealize edilmiş erkek karakteri anlatıyor. Anna nin kocası Alexey için kitabı okurken hiç bir şey düşünüp hissetmedim aslında. İyi bir Hristiyan öbür yanağını çevirir bana anlamlı gelmedi burada peygamber misin mübarek hiç mi bir şey hissetmedin. Yazar burda karakteri yüceltiyor mu yeriyor mu ikilemde kaldım. Anna yi kulaktan dolma söyle sanıyordum, sevilmeyen zorla evlendirilmis zor şartlar altında bırakılmış ve kadınca istekleri olan bir mağdurdu. Ancak kitabı okuyunca Anna beni rahatsız etti. Pek çok edebiyatçı yazar ya da okur Anna yi anladığını ya da onun kadinlari yansıttığını söylüyor olabilir, karakter histerik,
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,5bin okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2024 111. kitabı
Kitap iki bölümden oluşuyor, birinci bölümde kadınların ne kadar aşağılık canlılar olduğundan :)) ikinci bölümde de aşkın cinsel ve evrimsel metafiziginden bahsediyor. Eskiden olsa herhalde baya kızardım ne diyo bu adam diye ama simdi okuyunca kitabı yazarın kadınlara karşı saldırgan söylemlerini ilginç bir şefkat duygusuyla okudum. Hatta çoğu yerde çok eğlendim. Nedense yazara kendimi yakın hissedip sevdim onu. Vizyoner Z kuşağının söylemi ile bu adamın çok büyük aşk acısı çektiğine yemin edebilirim ama ispatlayamam:) Bence de yazar hayatında kadin şefkati görmemiş olabilir. Tarihte JJ Rousso, Schopenhauer gibi yazar filozofların kadin cinsiyeti hakkındaki görüşlerini biliyorum yalnız garip olan dünyanın düzeni metafizik evrenle alakalı bu kadar derin düşünen insanların kadin söz konusu olunca neden kısırlaştıkları. Büyük fikirleri ortaya çıkarıp savunan insanların fanatiklik düzeyinde düşmanca ya da aynı düzeyde aşkla bir konuya eğilmeleri mantıklı görünmüyor. Fikirlerine karşı olduğumdan da değil aslında evrimsel konularda kadin erkek ayrımı yaptığı yerleri beğendim, sadece kadını bir insan olarak görmek yerine kuluçka canlısı olarak görmesi üzdü:)) İnsan olarak kimseden eşit bir insan ırkı anlayışı beklemiyorum ( bir tek sen varsın Mustafa Kemal Atatürk) ancak evrim diye bir şey var bunlar hep türün devamı bilimsel açıklaması insanı bir et parçası yığınına indirgiyor. Arthurcum keşke hersey o kadar basit olsa. Hersey hayvanların hayatlarındaki üreme güdüsü gibi olsa bunca duyguyu hisseder miydik? Hem türün devamı için iki cinsin de içgüdüsel olarak hareket ettiği ne kadar biyolojik olarak doğru olsa da çocuk sahibi olmak istemeyen çiftleri nereye konumlandırıyorsunuz? Kadin ya da erkek insan ırkı olarak biz evrimin parçası olmamizin yanında diğer canlılardan
Aşkın MetafiziğiArthur Schopenhauer · Ayrıntı Yayınları · 201816,8bin okunma
Reklam