LEYLA İLE MECNUN

LEYLA İLE MECNUN
@Writerkh59
Kendi çölünde kaybolanlara...
BENİM PUSULAM NE?
10/10
·274 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2026 23:38
Oğuz Yılmaz hocam ilk üç kitabını yayımladıktan sonra özellikle de Kılavuzun Pusulası kitabını yayımladıktan sonra "Keşke bir uzun soluklu kitabınız daha olsaydı hocam." demiştim. Şimal Yıldızı aradan geçen birkaç yılda tam da bir yön aradığım şu sırada, hayatı sorguladığım anlarda benim pusulam oldu. Bu incelemeyi teorik bilgiler, insani duygular ve en önemlisi de gönlüme işleyen kelimelerle ve cümlelerle yazacağım. Öyleyse başlayalım. Oğuz Yılmaz hocamızın akademik geçmişine baktığımızda edebiyat öğretmeni olduğunu görüyoruz. Bir de üstüne yüksek lisansını yapıp kendini bu alanda derinleştirmiş. Bu da kitapta kalemine şöyle yansımış: Günlük hayatın en basit görünen olaylarını en vurucu haliyle, edebiyatla ilgilenen ya da ilgilenmeyen her okuyucunun anlayacağı bir şekilde yazmış. Hayal gücü ile gerçek olayları harmanlayarak okuyucuya doyumsuz bir tat bırakmış. Sadece yazmış olmak için yazmamış. İnsanın sorgulayan yönünü , insanın anlam arayışını Leke, Şimal, Kerem ve Gölge üzerinden anlatmış. "İnsanı insan yapan nedir?", "Unutmak mı iyidir yoksa insan yaşadığı her şey ile bir bütün müdür?" Sürekli bir gelgit içinde olan insanı anlatmış. Nice hükümdarların gelip geçtiği ancak hiçbirinin hükümranlığının bir doğum ve bir ölümden fazla olmadığını öyle güzel ifade etmiş ki. Okurken bir yandan da sanki Dede Korkut'tan en güzel öğüt ve özdeyişleri dinliyorsunuz hissi uyandırıyor. İnsanoğlu bu dünyanın başına gelmiş en büyük felakettir. Önce dereleri kuruttu sonra da kendi kalbini. Fabrikalar yükseldikçe insan batmaya başladı. Önce geçmişini unuttu sonra aslını inkâr etti sonra da anlamsız bir mısraya dönüştü. Oğuz Yılmaz hocam bu tarihi gerçeklere insanın gönlüne işleyen vurgular yapmış. Bu hayatta gönlünüzde ne taşırsanız yolunuza da o çıkar.
1000Kitap
Şimal YıldızıOğuz Yılmaz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202650 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Kadınlar
9/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2025 29. kitabı
Zaman zaman hepimizin hayatından Âdemler, Naciler ve Zilli Türkanlar geçmiştir. Geçip giderken de biraz bizi biraz da hayatımızı dağıtmıştır. El elalem işte. İşine nasıl geliyorsa hep öyle öyle mahvetmişlerdir hayatımızı. Kimisi bir bakışıyla kimisi bir gülüşüyle kimisi de sinsice hayatımıza attığı ipler ile. Tuğba Saydam hocam bu tiplemeleri ve yaşananları hayatın potasında güzelce eritmiş. Kadına Kendine Ait Bir Oda bile vermeyen sistem için çok ince ve vurucu duygusal ve ruhsal çözümlemeler yapıyor. Çünkü o bir kadın. Önce etek boyu sonra yaşı soruluyor sonra da hep susması gerektiği söyleniyor ona. Kadın bu çünkü. Hep bir adım geride, hep en çok dırdır yapan hep çalışmak, eksikleri , acıları kapatmak zorunda olan. Kadın Toplumun omzuna ur, Kızını terbiye etmek istiyorsan ayaklarına pranga vur. Sustur onu sustur. Şimdi gazetede 3. sayfa haberi de yoktur. Kadın namus, kadın para, kadın güç, kadının varlığı en büyük suçtur. (!) Kadın öldü. Kadın öldü diyorum size. Her kitap insanın içinde bir sızıya, onu insan yapan noktalara dokunur. Kitap bende daha fazla noktaya temas etti. Şu anda bu kadarını yazma gücü bulabildim. Bir yerlerde bazı insanlar acılar çekiyorsa ya da her ne sebeple olursa olsun varlığı yok sayılıyorsa zulüm işte oradadır. Ve zulmün karşısında susmamak gerekir. Çünkü sustuğumuz gün karanlıkta kalacağız ve bu karanlık zalime fırsat verdikçe bitmeyecek. İnsan kalan noktalarınız için bir daha bu satırları düşünün derim. Naçizane bu kitabı bu zamanda okumaya ihtiyacım varmış. Teşekkürler
1000Kitap
Hiçlik ya da Her ŞeyTuğba Saydam · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 2024349 okunma
Şiir biraz da gökyüzüne benzer. (":
10/10
·98 syf.··
Beğendi
·
2024 88. kitabı
İlk defa bir şiir kitabına inceleme yazıyorum. Biraz şairane heyecan da yok değil:) Öyleyse bu heyecana kelimeler tercüman olsun!.. Siz hiç gökyüzüne şiir yazıldığını duydunuz mu? Gerçi Nazım Hikmet Ran güzel günler göreceğiz diyerek motorları maviliklere süreceğimiz inancını aşılamıştı bize. O günden bugüne geldi bu inanç. Nazımca demli bir şiir dolduruyor Oğuz Yılmaz hocam kitap boyunca. Kâh hayattan kah hayatından izler bırakıyor zihnimize. Bir çift mavi gözü de unutmuyor. Onun gözlerindeki derinlikle nutkunu bir kez daha hatırlatıyor. Satırlar arasında bir ruh var aslında. Bizler o ruhu okuyoruz. İçimize dokunan satırlar bunlar. Aşka dair bir umut, acı, sevinç ve hayal kırıklığı beliriyor zihnimizde. İşte biz onların elinden tutacağız. Onların bizi terk etmesine mahal vermeyeceğiz. Bir bakmışız bir gün saatimiz 8.15 gelmiş. Demli bir çay doldurup demleneceğiz. Buram buram herkesten ve her şeyden bir parça kokan bu satırlara dikkat ediniz. Oğuz Yılmaz hocam'ın branşının ve mesleğinin vermiş olduğu etkiyle de Türkçe'yi, edebiyat'ı şiirle harmanlayışı yaratıcı bir yazarlık resmedildiğini gösteriyor. Belki bir çırpıda okunacak gibi görünebilir ancak her satır her an içinizde kanat çırpacaktır. Oğuz Yılmaz hocam'ın da dediği gibi şiirleri sürelim maviliklere... (":
1000Kitap
Mavinin Sen TonuOğuz Yılmaz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık (KDY) · 202360 okunma
Ralph, Domuzcuk ve Simon Anısına:")
10/10
·261 syf.··
Beğendi
·
2024 55. kitabı
Her şey çocukların adaya düşmesi ile başladı. Beraber adadan kurtulma yolları vs. derken güzel gidiyordu taa ki Jack her şeyin içine edene kadar. Topluluğa baş kaldırıp yeni bir kabile kuran Jack adada bir düşmanlık ateşi de yakmıştı. Domuzcuğun bilgili oluşunu, Ralph'in önder oluşunu ve bilimsellikten ayrılmayan Simon'u çekemedi derken allem etti kallem etti Domuzcuk ve Simon'un hayatına son verdi. Ah ahh... Hayat da böyle değil mi? Ne zaman "Tamam, oldu, işler yolunda." desek bir yerden patlak veriyor bu düzen. Seni dibe çekmeye çalışanlar da cabası. Sağduyulu çocukları göz göre göre yiyip bitirdiler yaaa. Aynı bizim iyiliğimizi çekemeyen akbabalar gibi.(Siz anladınız!) Bu kitap Mercan Adası çocuklarına benzetilse de insanın ne kadar vahşi olduğunu gözler önüne seriyordu. "İsterim ve alırım." hesabı vardı. (Hayır, efendim. Her istediğini yapamazsın. Bir kanun ve nizam var. Issız bir adada olsan bile.) Jack'i asla affetmeyeceğim asla. İyi bir domuz avcısı olabilir. Amaaaan neyine be. Domuzcuk ve Simon'u öldürdü o vahşi. (İyice darlanıyorum.) Favori iki kahramanım Ralph ve Domuzcuk oldu. Karakterinden ödün vermeden umut edip akıllıca adımlar attılar. Gelelim adamım Simon'a... Simonnn bu kadar acı bir ölümle gitmemeliydin. Kahrolası Jack!!! Simon çocukların gece uyurken sesinden ve gölgesinden ürkütüğü yaratığı keşfe çıktı. Aslında aradığı bir yaratık da değildi. Golding öyle güzel bir gerçek hayal kurgusu yapmıştı ki. O yaratık insanların korkusunu temsil ediyordu. İnsanın içinde yarattığı bir zindan vardı ve o zindan da çıkmak pek mümkün değildi. Zaten bunu başaranlar hayatı iyi bir noktaya da getiriyordu. Kitabın sonunda Azra Erhat'ın incelemesi her şeyi en ince detayına kadar anlatıyordu. Ben bu incelemede biraz olsun kitabın bende bıraktığı duygusal izden
1000Kitap
Sineklerin TanrısıWilliam Golding · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202597,5bin okunma
Umudumu kırma hayat... Bari güzel bir düşüm olsun.
10/10
·92 syf.··
Beğendi
·
2024 83. kitabı
Hayatta herkesin bir hikâyesi vardır. Acı ya da tatlı, öyle ya da böyle. Kabul etsek de etmesek de göğsümüzü dağlayan acılar vardır. Umudumuzu kıran tacirler vardır. Bu tacirler ruhumuzu zehirlerler. Sonra da kenara çekilip "Ay ben aslında öyle yapmak istememiştim. Alınmadın değil mi canım?" derler. İşte böyle böyle ölürüz her gün. Adım adım, yavaş yavaş... Bu bir çıkmaz aslında. Kendini var etme çıkmazı. Her şeye ve herkese rağmen dik durma, umudunu kaybetmeme savaşı. Dünya düzenini ben seçseydim kötülükleri silmeyi dilerdim dünyadan. Ancak her şey zıddı ile bilinmez mi? İşte yazarımız Umut Furkan Çakır da satırlarında bunu yapıyor. Bozulan insanlığı öyle güzel anlatmış ki... "Koşul zorken yanında durduklarım, Zayıfken sarmalayıp sardıklarım, Canciğer dostum sandıklarım Acımasız olup vurdular beni." Şu satırlar da gerçekten gönlüme dokundu benim: "Zalime göz yummadım, hep sesimi çıkardım. Bir karıncanın dahi yuvasını bozmadım. Çakal sürüsü ile bir olup gezmedim. Gizli saklı ne varsa kalbimde benim." Biz hayatta herkesin her şeyi olmaya çalışırken aslında hiç kimsenin hiçbir şeyi olmadığımızı daha erken anlamamız için yazılmış satırlar. Hepsi ayrı ayrı yazarımızın hikayesinden, toplumdan, insandan, dünyadan birer iz aslında. Bu da yazarımızın satırlarından benim vasiyetim olarak kalsın: "Ne mezarım başında kimseyi görmek, seslerini duymak... Ne üzülüyormuş gibi rol yapanları görmek... Kimsenin hayatında olmadığım gibi Sessizce çıkıp gitmek isterim." Yazarımızın eseri annesine adamış olması da paha biçilmez duygulardandı benim için. Bu vesileyle bu eserde emeği geçen herkese sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Kaleminiz daim olsun!
1000Kitap
Kırık Düşler ve UmutUmut Furkan Çakır · Odessa Yayınevi · 20241,035 okunma