"Peki Mekke'ye şimdi neden gitmiyorsunuz ?
diye
sordu delikanli.
- Beni hayatta tutan Mekke'dir. Hepsi birbirine benzeyen günlere, raflara dizilmiş şu vazolar, igrenç bir aşevinde öğlen- akşam yemek yemeye katlanacak güç veriyor bana. Düşümü gerçekleştirmekten korkuyorum, çünkü o zaman yaşamak için bir sebebim olmayacak."
Hiç bu bakış açısı ile bakmamıştım hayata. Leylâ ile Mecnun' nun aşkını ölümsüzleştiren kavuşamamaları değil mi? Veya bir aşkı ölümsüz kılan şey ayrılık değil mi? Belki nice aşklar var kavuştukları için unutuldu. Haldun Taner'in dediği gibi; "Bir hayalin gerçek olması kadar hayal kırıcı bir şey yoktur." İnsanı hayatta tutan bir umutlu bekleyişe sahip olmaktır. Cahit Zarifoğlu'nun ; "Çıplak ete kavuşan aşk sandı.." tespiti aşkın aslında kavuşamamak olduğunu kısaca özetler.