Seni sevmiyor sevseydi sen kitap okurken sırtını çevirip uyumazdı; seni sevmiyor sevseydi sen o filmi anlatırken, ceketinin dışına çıkan gömlek yakasını düzeltmezdi; seni sevmiyordu sevseydilerin bütün çeşitlemelerini uygularlarmış. Bu konuda, tahtakurularından bile yararlanırlarmış. Tahtakurusunun salgısında bile, seni sevmiyordu sevseydiden varmış.
Olmadı, kısmet değilmiş albayım, mutfak temizliğiyle olmuyormuş. Uyanınca boynuma sarılmıştı uykulu kollarıyla. Ben de bütün iş bundan ibaret diye sevinmiştim, esas meselelere boş vermiştim, tabakların suları bile akmadan onları kurulamıştım, beni azarlamıştı, çünkü kurulama bezleri hemen ıslanmıştı, ondan azarlamıştı, beni bu kadar seven ve ikide bir kollarını boynuma saran kadın neden böyle önemsiz bir mesele için beni azarlamıştı? İyi niyetlerle iyi eserler verilemeyeceğini neden hatırlatmıştı? Neden neden neden albayım?
Uzun zamandır kitap okurken hissedemediğim yoğun duyguları sayesinde hissettiğim kitap
hem edebi zevkle okunuyor hem insani olarak sarsıyor
her bölüm sonunda boğazımda bir yumru oluştu
zihnimde aynı cümle döndü durdu
bir çocuğu ne zaman kaybedersin. Her bölümde kalbimi yumruklayan bir kitap olmamıştı. Harriet ile beraber ben de dilimi damağıma yapıştırdım. Onunla ilgili okuduklarım bana çok ağır geldi.
Sorunlu bir ailenin anatomisi. Aile içi travmaların, anne ve baba ile olan ilişkilerin bir çocuğu nasıl etkilediğini hatta karakterine nasıl yön verdiğini anlatan oldukça akıcı bir roman