Bensu

Zaman yok olan bir şey midir? Öyleyse, hatalarımız da zamanla birlikte yok olur mu?
Sayfa 25 - Remzi Kitabevi·Kitabı okudu
Eğer insan nesli olarak, dünya dediğimiz şu seyyarede hala delirmeden yaşayabiliyorsak bunu gerçeğin tüm hallerini olduğu gibi görüp, kabul etme gücümüze borçluyuz. Yaşam nehri, türlü hallerde akar. Kuru bir pınarın başında durup beklemenin varlığa ihanet olduğunu, kafamızı çevirip bakıversek hemen öteki tarafımızda gürül gürül akan tertemiz, nice kaynaklar bulabileceğimizi bazen unutuyoruz ama unutmamalıyız.
Sayfa 18 - Remzi Kitabevi·Kitabı okudu
Kaan, bir sohbetlerinde Mevlevi’ye, “Şimdi ben, İstanbul’un ortasında yüzyıllar öncesine ait çalgılar eşliğinde beynimin dalgalarını değiştirip, kendimi başka bir mekanın boşluğunda hissedebiliyorsam, zaman bir yerden sonra anlamını yitiriyor, eğilip bükülüp kendi boyutunu değiştiriyor,” demişti. Mevlevi ise, “Zamanın ileriye doğru akmadığını, çember çizerek evreni sardığını, işte bu yüzden gelecek ve geçmişin olmadığını, tek varlık anının sadece şimdi olduğunu, bunun da zamanı mükemmel bilgeliğin en önemli kanıtı olduğunu,“ söylemişti.
Sayfa 17 - Remzi Kitabevi·Kitabı okudu
Büyüme tantanasına öyle heveslenmiştim ki çocukluğumla vedalaşma zahmetine bile girmemiştim. Bir teşekkür olsun etmemiştim ona. Helallik istememiştim. Öylece, sessizce çekip gitmişti o da. Belki hasta belki yorgun belki kızgın, daha fenası belki kırgın ve kesinlikle tek başına…
Sayfa 4 - Nermin Yıldırım, Adab-ı Nihayet
Buna yaşlılık diyoruz. Biraz ölüme benziyor. Ama şairin dediği gibi henüz kimse olmuyor. Biten şeylerin düşerken çıkardığı ses bu. Kırılışın sesi değil daha. Ama onu önceleyen, ondan haber getiren, ona akraba bir ses. Fena keyif kaçırıyor.
Sayfa 4 - Nermin Yıldırım, Adab-ı Nihayet