Pavel dimdik ayakta duruyor, kolunu onlara doğru uzatarak bağırmadan, dupduru bir sesle sürdürüyordu:
"Biz devrimciyiz. Ve birtakım kimseler yalnızca buyruk verdikçe, kimileri ise yalnızca
Pavel konuşmasını sürdürüyordu:
"Biz sosyalistiz. Bu demektir ki biz, insanları birbirlerinden ayıran, birbiri aleyhinde silahlandıran, birbiriyle çatıştıran, amansız bir çıkar karşıtlığı yaratan, bu karşıtlığı gizlemek ya da haklı göstermek için yalana başvuran, bütün insanları yalan, ikiyüzlülük ve kinle yozlaştıran kişisel çıkarlara karşıyız. Biz diyoruz ki: İnsanı, zenginleşmek için bir alet
olarak gören bir toplum, insanlığa karşıdır, bize düşmandır. Onun ikiyüzlü ve yalancı ahlâkını kabul edemeyiz. İnsanın kişiliğine karşı gösterdiği edepsizlik ve gaddarlık bizi tiksindiriyor. Böyle bir toplum tarafından insanın bedenen ve ruhen
köleleştirilmesinin bütün biçimlerine karşı, servet tutkusuyla ezilmesine karşı, savaşmak istiyoruz ve savaşacağız da. Dev makinelerden tutun, çocukların oyuncaklarına dek, her şeyi
biz işçiler yaratırız, ama insanlık onurumuzu korumak için mücadele etme hakkından yoksunuz. Herkes, amacına erişmek için bizi alet olarak kullanma ayrıcalığını tanır kendisine. Şimdi biz, zamanla tüm iktidarı halka devredebilmek içingerekli özgürlüğe kavuşmak istiyoruz.Çalışmak, herkes için
zorunlu olmalıdır. Görüyorsunuz ki isyancı değiliz biz."
Ve Pavel ayağa kalktı. Ansızın bir’sessizlik oldu. Ana
ileriye doğru eğildi. Pavel rahat bir tavırla söze başladı:
"Ben bir patrinin üyesi olduğum için yalnızca kendi partim in m ahkem esini tanırım. Bu nedenle, kendim i savunmak için değil, avukat istem eyen öteki arkadaşlarım ın isteğini yerine getirm ek için konuşacağım . Sizin anlamadığınızı açıklam aya çalışacağım . Savcı, sosyalizmin bayrağı altında yaptığımız gösteriyi iktidara karşı ayaklanm a olarak niteledi ve bizleri boyuna çara karşı isyancılar diye tanımladı. Şunlu söylem ek isterim ki bizler için otokrasi, ülkeyi halkaları ara-
sında tutan bir tek zincir değil, ancak ilk zincirdir, en elle tutuluru, ve biz halkı bu zincirden kurtarmalıyız."
«Sana sormak istiyordum,» dedi, «nedir o habire okuyup durduğun kitap?»
Pavel kitabını bıraktı:
«Otur, anne...»
Oğlunun yanına oturdu, doğruldu, pek önemli bir şey
bekliyormuş gibi dikkat kesildi. Pavel anasına bakmaksızın,
sert bir tonla, usulca konuşmaya başladı:
«Yasak kitaplar okuyorum. Bu kitapları okumayı yasaklıyorlar, çünkü bizim işçi yaşantısı üzerine gerçekleri yazıyor
orada, gizlice basılıyor bunlar. Eğer bizim evde bulurlarsa, beni hapse gönderirler... gerçeği bilmek istediğim için hapse
tıkarlar. Anlıyor musun?»