Ne kitaptı ama!
Bir kitaba baktığımda onu duygular ve düşüncelerle dolu bir evren gibi hayal ederim. Sayfalarını açtığımda her bir duyguyu hissetmeye, her bir düşünceyi anlamaya çalışırım. Bu, adeta hayat içinde ikinci bir hayat yaşamak gibidir. Hele ki kitap, insanın iç dünyasını, ölümü, hayatı, ilişkileri ve aşkı bütün yalınlığıyla ele alıyorsa… işte o zaman okuma deneyimi bambaşka bir boyut kazanıyor.
Giderken Bana Bir Şeyler Söyle, Mustafa Ulusoy’un serisinin ikinci kitabı. Eğer öncesinde Aynalar Koridorunda Aşk’ı okursanız, bu kitabın zeminini ve derinliğini daha iyi kavrarsınız. İlk kitap bana hep bir hazırlık gibi geldi; sanki yazar, asıl hünerini bu esere saklamış.
Kitap, dış dünyayı iç dünyamızın aynasında görmeye ve anlamlandırmaya davet ediyor. Ölüm ve hayat üzerine yüklediğimiz anlamları, korkularımızla yüzleşmeyi, insanın ruhuna dokunan bir sadelikle anlatıyor. Bazen kendimizi bu soruları kurcalamaktan kaçarken buluyoruz; ama yazar, bu yüzleşmeyi cesaretle yapmamız gerektiğini hatırlatıyor.
Bu kitap, bitirdiğimde kütüphanemde kalıcı olmasına karar verdiğim nadir eserlerden biri oldu. Belki siz de okuduğunuzda, çok sevdiğiniz bir dostunuza hediye etmek isteyebilirsiniz. Çünkü paylaştıkça güzelliği artan, hayata yeni pencereler açan bir eser bu.
Son sayfasına kadar sürükleyici, düşündürücü ve içsel bir yolculuk… Benim için “iyi ki tanıştım” dedirten bir kitap oldu. Elbette herkesin damak tadı farklıdır ama şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim: Bu yolculuğa çıkmaya değer.