Gaflet uykusu normal uykudan daha derindir. Çünkü insan normal uykudayken kulak hariç beş duyu organı aktif değildir. Gaflet uykusunda ise kulak, göz gibi duyu organları da kapalıdır. Normal uykunun gaflet uykusundan daha hafif olmasının sebebi şudur ki: normal uykuda olan bir kişiye seslenerek onu uyandırabilirsiniz fakat gaflet uykusunda olan bir kişinin uyanması kendisine bağlıdır. Dışardan beşeri bir müdahale onu doğrudan uyandıramaz.
Receبْ
@Xwiner72
·
Kafamın içinde dönüp dolaşıp düşünce levhasına çarpıp parmaklarım vasıtasıyla klavyeyle dökülenler iletisi
Gaflet uykusu, tabii uykudan daha şedid ve daha kuşatıcıdır. Zira tabii uykuda insanın zahirî kuvvelerinden çoğu sükûta erer; lakin sem‘ kuvvesi bütünüyle inkıta etmez. Bu sebepledir ki uyuyan kimse, dışarıdan gelen bir nida ile ikaz edilip uyanmaya sevk edilebilir. Yani tabii uyku, idrak kapılarının tamamıyla mühürlendiği bir hâl değildir.
Lâkin gaflet uykusu böyle değildir. Bu hâlde yalnız beden değil, idrakin menşe‘i olan kalp ve akıl da perdelenmiştir. Göz görür, kulak işitir; fakat görülen ve işitilen şey hakikat mertebesine yükselmez. Çünkü bu uykuda asıl kapanan, duyu organları değil; onların manaya intikalini sağlayan iç idrak merkezidir. Bundan dolayı gaflet uykusu, tabii uykudan daha derin ve daha tehlikelidir.
Tabii uykudan insan, başkasının ikazıyla uyanabilir; gaflet uykusundan ise uyanış, dıştan gelen beşerî bir tesirle tahakkuk etmez. Zira bu uykunun çözülmesi, ancak insanın kendi nefsine yönelmesi, kalbin perdelerini aralaması ve hakikati talep etmesiyle mümkündür. Aksi hâlde ses vardır, fakat işitme yoktur; nur vardır, fakat basiret kapalıdır.
Bu sebeple denilmiştir ki: Gaflet, uykudan daha ağır; uyanıklık ise yalnız gözün açılması değil, kalbin dirilmesidir.
Hocam olmayan ingilizcemle dahil oluyorum kusuruma bakmazsınız umarım. Yukarıdaki alıntıya bakarak ve sizin yorumlarınıza bakara6şu çıkarımda bulundum:
Bediüzzamanin "sadece nefsini düşünen insan değildir" manasinda bir sözü var. Sadece kendini sevmek nasıl bencillikse ve bencillik nasıl ki kötü bir hasletse, kendini ihmal etmek de nefsine zülm etmektir. Bu yüzden bu da tavsiye edilmez. benim anladığım şu hocam: insan aşırı fedakarlık yaparak kendi nefsini ihmal etmemeli ve aşırı bencil davranarak da yakınlarını mağdur etmemeli. Bu konuda dengede olmalı. Çünkü bu konuda ifrat ve tefrit günah olabilir. Anladığım kadarıyla yazar bunu belirtmek istemiş
Bugün 2 Ekim. Selahaddin Eyyubi'nin Kudüs'ü Fethettiği gün ve Sumud filosunun Gazze'ye ulaştığı gün. Aynı zamanda bir rivayete göre de benim doğum günüm.